İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Dünya

1967 Caracas Depreminin Yaklaşan 60. Yıldönümünde Sarsıcı Bir Tanıklık

Tal Cual
WhatsApp

Venezuelalı gazeteci Marcial Fonseca, 1967 Caracas depreminin yaklaşan altmışıncı yıldönümü vesilesiyle, bu felaketin kendi yaşamındaki izlerini sürdürdüğü son derece kişisel bir anıyı okuyucularıyla paylaşıyor. Yazar, hikayesini 1961 yılında tüm ailesiyle birlikte ilk kez Venezuela'nın başkentine yaptıkları ziyaretle başlatıyor. Ailesinin başkentteki bu ilk yolculuğu, o dönemde henüz bir çocuk olan Fonseca için hem heyecan verici bir keşif hem de ülkesinin tarihiyle yüzleşme fırsatı sunuyor. Babalarının dikkatli sürüş tercihleri sayesinde eski karayolunu kullanmaları, yazarın Venezuela'nın bağımsızlık mücadelesine dair önemli tarihi mekânları yakından tanımasına olanak sağlıyor. Bu geriye dönük giriş, okuyucuyu yazarın başkentle kurduğu derin duygusal bağın temellerine götürerek asıl deprem anlatısına zemin hazırlıyor.

Fonseca'nın Caracas ile olan ilişkisi, 1966 yılında ortaokulun beşinci yılındayken Universidad Central de Venezuela'nın (UCV) Mühendislik Fakültesi'ne giriş sınavlarına girmek üzere tek başına şehre yaptığı yolculukla çok daha resmi bir hal alıyor. Aynı yılın Ekim ayında üniversite eğitimine başlamak için başkente yerleşen yazar, kısa süre sonra ülkenin o dönemki siyasi ve sosyal çalkantılarının merkezinde buluyor kendisini. Aralık ayında polisin üniversiteyi basmasıyla Digepol (Venezuela Ulusal Güvenlik Direktörlüğü) tarafından gözaltına alınması, onun için tam anlamıyla bir 'polis vaftizi' niteliği taşıyor. Yaklaşık altı yüz öğrenciyle birlikte Las Brisas de Chaguaramos binasının meşhur gözaltı odalarında dört gün boyunca ayakta veya çömelerek uyumak zorunda kalması, o dönemin baskıcı atmosferini gözler önüne seriyor. Genç bir mühendislik öğrencisi olarak bu travmatik deneyim, onun başkentteki hayatının şekillenmesinde ve toplumsal olaylara karşı duyarlılığının artmasında belirleyici bir rol oynuyor.

1967 yılı, Caracas'ın kuruluşunun dördüncü yüzyıldönümü kutlamalarının coşkusuyla başlıyor; ancak bu kutlamaların gölgesinde yaklaşan bir felaketin haberini veren korkutucu bir kehanet de dolaşıma giriyor. Bir falcının, önemli bir tarihin kutlandığı bir Güney Amerika metropolünde büyük bir felaket yaşanacağı yönündeki sözleri, ne yazık ki aynı yılın ilerleyen günlerinde gerçek oluyor. Fonseca, depremin vurduğu anı Sabana Grande bulvarı yakınlarındaki Los Andes binasının bodrumlarında bilardo oynarken yakalıyor. Oyun arkadaşı 'Zemin hareket ediyor' diye bağırdığında yazar şüpheyle karşılasa da, herkesin paniği binadan kaçmak için çıkışa yönelmesiyle bir anda yerini dehşete bırakıyor. Bu an, yalnızca genç bir öğrencinin değil, tüm bir şehrin sarsıcı bir saniyede hayatlarını yeniden tanımlayan o korkunç anıdır.

Dışarı çıkıp güvenlik için yolun ortasına ilerlediklerinde, El Ávila dağından gelen korkunç ve sağır edici o uğultu, depremin büyüklüğünü ve doğanın tahrip gücünü tüm çıplaklığıyla hissettiriyor onlara. İlk şoku atlatan Fonseca, ailesinin güvenliğinden emin olmak üzere Catia semtindeki Frailes bölgesine, teyzelerini ziyarete gitmiş olan anne ve babasının yanına doğru yola koyuluyor. Onları sakin ve sağ bulmak, genç adamın omuzlarındaki büyük bir yükü alıyor; ancak felaketin yarattığı derin korku toplumda hızla yayılmaya devam ediyor. Üniversitede derslerin yeniden başlamasıyla hayat kısmen normale dönmüş gibi görünse de, travmanın izleri çok derindir. Özellikle üniversitenin çimlerinde ders çalışırken bir Slav asıllı sınıf arkadaşının depremdan beri duyduğu yoğun kaygı nedeniyle duvarlardan uzak durma isteği, bu sarsıntının insanların psikolojisi üzerindeki kalıcı etkilerini çok net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Söz konusu Slav asıllı arkadaşının anlattıkları, depremin yalnızca bir anlık korku olmaktan çıkıp nice ailenin hayatını bir anda yıkan yıkıcı bir felakete dönüştüğünü acı bir şekilde hatırlatıyor. Arkadaşı, o gün üzerlerine çöken ve yedi yaşındaki küçük kardeşiyle birlikte onları gömen bir toprak kaymasından ancak son anda kurtulabildiklerini anlatırken, depremin bireysel trajedilerini ortaya koyuyor. Marcial Fonseca'nın bu içten ve ayrıntılı hatırası, yalnızca bir doğal afetin yıldönümünü anmakla kalmıyor; aynı zamanda Venezuela'nın yakın tarihine de küçük ama parlak bir pencere aralıyor. Bugün altmışıncı yıldönümüne yaklaşılırken, bu tür kişisel tanıklıkların gelecek nesillere aktarılması, toplumsal hafızanın canlı kalması açısından büyük önem taşıyor. Yazı, zorlu siyasi dönemlerin, tarihi şehir kutlamalarının ve doğanın yıkıcı güçlerinin tek bir insanın hayatında nasıl iç içe geçtiğini etkileyici bir edebi dille gözler önüne seriyor.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okutalcualdigital.com

Bu olay diğer kaynaklarda · 8

VE2PTSlovakiaazTurkeyilDE

İlgili haberler