İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Kültür & Sanat

20 Yıl Sonra Geri Dönen: Başarısız Superman Filmini Kurtaran O Unutulmaz Sahne

Inverse
WhatsApp

2006 yapımı 'Superman Returns' (Superman Geri Dönüyor), sinema dünyasında büyük umutlarla beklenen ancak beklenen patlamayı bir türlü yapamayan bir yapım olarak tarihe geçti. Christopher Reeve'in efsanevi performansıyla başlayan 1978 klasiğinin ve devam filmlerinin hikayesini sürdüren bu yapım, eleştirmenlerden orta düzeyde notlar alırken gişe performansı da beklentilerin oldukça altında kaldı. Filmin uzun süresi, bazı oyuncu seçimlerinin isabetli olmaması ve özellikle aksiyon sahnelerinin yetersizliği, bu çoktan hyped edilmiş süper kahraman filminin izleyiciler için oldukça sıkıcı bir deneyime dönüşmesine neden oldu. Planlanan devam filmi rafa kaldırılırken, filmin yönetmeni ve kötü karakteri canlandıran oyuncunun zamanla ortaya çıkan sorunlu geçmişleri, filmin itibarına olan zararı daha da derinleştirdi. Ancak tüm bu bariz kusurlara ve hayal kırıklıklarına rağmen, filmin içinde sinema tarihinin en iyi aksiyon sahnelerinden birini barındırdığını inkar etmek imkansız.

Yaklaşmakta olan o unutulmaz sahne, Superman'ın kontrolden çıkan ve yere çakılmak üzere olan bir yolcu uçağını durdurmaya çalıştığı muazzam bir koreografi sunuyor. Süper kahraman sinemasının son yirmi yılda inanılmaz bir şekilde popülerleştiğini ve neredeyse her blockbuster filminde devasa küresel felaketlerin ön planda olduğunu düşünürsek, bu sahnenin değeri günümüzde çok daha iyi anlaşılıyor. Günümüz süper kahraman filmleri, izleyiciyi şaşırtmak için sürekli artan tehditler yaratma çabasında; kahramanlar artık sadece bir günü kurtarmakla yetinmeyip dünyayı, galaksiyi, hatta çoklu evreni kurtarmak zorunda kalıyorlar. Bu sürekli yükselen tehdit algısı ve devasa boyuttaki görsel efekt patlamaları, zamanla izleyicilerde bir duyarsızlaşma yaratıyor ve beyaz perdede her şey o kadar devasa bir gürültüye dönüşüyor ki kahramanın yaptıklarının 'süper' olması gereken yanı kaybolup gidiyor. İşte tam da bu noktada, 'Superman Returns' filmindeki uçak kurtarma sahnesi, fiziksel sınırların ve gerçekçi bir krizin nasıl harika bir gerilim yaratabileceğini kanıtlayan bir başyapıt olarak günümüzde çok daha güçlü bir biçimde öne çıkıyor.

Filmin hikayesi, orijinal serinin devamı niteliğinde olmakla birlikte, üçüncü ve dördüncü filmlerin olaylarını tamamen yok sayıyor ve ikinci filmden sonraki beş yıllık bir süre atlayarak başlıyor. Christopher Reeve'in doldurması imkansız olan botlarına sağlıkla bürünen Brandon Routh, oldukça yetkin ve karizmatik bir performans sergileyerek başrolü başarıyla üstleniyor. Krypton gezegeninin kalıntılarını araştırmak için dünyayı beş yıl boyunca terk eden Superman geri döndüğünde, Metropolis şehrinin ve özellikle de Lois Lane'in onsuz bir şekilde hayatına devam etmeyi öğrendiğini fark ediyor. Lois Lane rolünü üstlenen Kate Bosworth, ne yazık ki Margot Kidder'ın canlandırdığı orijinal karakterdeki o cesur ve sivri ruhu tam olarak yansıtamayarak eleştirmenler tarafından isabetsiz bir oyuncu seçimi olarak değerlendiriliyor. Öte yandan Kevin Spacey'in canlandırdığı Lex Luthor ise, Gene Hackman'ın orijinal performansındaki o hafif campy ve komik tonları korurken, karaktere çok daha korkutucu ve menfur bir boyut kazandırarak filmin en parlak noktalarından birini oluşturuyor.

Ne yazık ki 'Superman Returns', birkaç eğlenceli yan karakter performansına rağmen genel olarak oldukça melankolik ve durgun bir ruh haline sahip olmaktan kurtulamıyor. Filmde Superman'ın sıkı yumruk atışları ya da muazzam fiziksel güç gösterileri görmek yerine; dünyaya döndüğünde sevdiği kadının başka bir adama nişanlı olduğunu ve onunla paylaştığı küçük bir çocuğu olduğunu keşfederkenki o derin içsel çelişkisini ve hüznünü izliyoruz. Aslına bakılırsa, modern standartlarda aksiyon yoksunu olan ve süper kahramanların kırılganlığını ön plana çıkaran 1978 yapımı orijinal 'Superman' filmi de benzer bir dramatik tonla başlamıştı ve bu yaklaşım o dönemde oldukça övgü toplamıştı. Ancak Bryan Singer'ın yönettiği 2006 yapımı bu film, belirlediği bu hüzünlü ve yavaş tempolu atmosferi tutarlı bir şekilde sonuna kadar taşıyamayarak kendi içinde vizyon olarak kaybolmuş bir his bırakıyor. İzleyiciler, yüksek beklentilerle gittikleri bir süper kahraman filminde dram yüklü bu melankolik yapıyı ve ilerleyişin yavaşlığını bir türlü benimseyemedi.

Tüm bu olumsuzluklara ve filmin temposunun geneline rağmen, o efsanevi uçak kurtarma sahnesi filmin tartışmasız olarak en parlak ve unutulmaz anısı olarak sinema tarihi sayfalarındaki yerini sağlamlaştırıyor. Sahnenin başlangıcında, 'Dünya Neden Bir Superman'a İhtiyaç Duymuyor' başlıklı yazısıyla Pulitzer kazanan gazeteci Lois Lane, deneysel bir uzay mekiği taşıyan bir yolcu uçağının içindedir. Yüksek irtifaya ulaşıldığında mekiğin ayrılıp uzaya gitmesi ve uçağın güvenle yere inmesi gerekiyorken, Luthor'un kriptonitten yaptığı yasadışı ve vahşi deneyin yarattığı devasa bir güç kaybı sistemi felç ediyor. Ayrılamayan uzay mekiği, uçağın kuyruk kısmını paramparça ederek bütün uçakla birlikte kontrolden çıkmış bir şekilde uzaya ve ardından yere doğru ölümcül bir dalışa geçmesine neden oluyor. Superman'ın bu sahnede kostümlü bir kötü karakterle değil, doğrudan fizik kurallarıyla ve yerçekimiyle amansız bir mücadeleye girişmesi; kanatlarının kırılması, metalin çökmesi ve yerin hızla yaklaşması gibi detaylar, izleyiciye inanılmaz derecede gerçekçi, nefes kesici ve hâlâ etkisini yitirmemiş bir görsel şölen sunuyor.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okuinverse.com

İlgili haberler