İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Dünya

21. Yüzyılda Latin Amerika'nın En Çekişmeli İkinci Tur Seçimleri: Peru ve El Salvador

El Comercio
WhatsApp

21. yüzyılın başlarından bu yana Latin Amerika'da gerçekleşen başkanlık seçimleri incelendiğinde, El Salvador ve Peru'nun ikinci tur (balotaj) sonuçlarının en çekişmeli olduğu ülkeler olduğu görülmektedir. Her iki ülkede de adaylar arasındaki oy farkı 0,3 puanın altına inmiş, bu durum siyasi belirsizliklere ve uzun süreli sonuç bekleme süreçlerine neden olmuştur. Özellikle Peru'da ikinci tur seçimler neredeyse bir kural haline gelmişken, El Salvador'da bu durum son yirmi beş yıl içinde istisnai bir olay olarak kaydedilmiştir. On üç farklı Latin Amerika ülkesinin analiz edildiği geniş kapsamlı veriler, Brezilya, Şili ve Guatemala gibi ülkelerde de benzer şekilde kıran kırana geçen seçimler olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak Peru ve El Salvador, adaylar arasındaki oyların milimetrik bir farkla ayrıldığı en belirgin iki örnek olarak öne çıkmaktadır.

El Salvador'da 2014 yılının Mart ayında gerçekleşen tarihi seçim, ülkedeki en çekişmeli ikinci turlardan biri olarak hatırlanmaktadır. O dönemde iktidar adayı Salvador Sánchez Cerén, rakibi Norman Quijano'yu yalnızca 6.364 oy farkla mağlup ederek başkanlık koltuğuna oturmuştur. Bu olağanüstü küçük fark, yüzde 0,22'lik bir oy oranına karşılık gelerek ülkeyi günlerce sürecek bir siyasi limbo durumuna sokmuştur. Sonuçların netleşmesi için günlerce bekleyen Salvador halkı, oyların yeniden sayılması ve sonuçların doğrulanması sürecinde büyük bir gerilim yaşamıştır. Uluslararası medya kuruluşları, özellikle BBC Mundo, bu olağanüstü dar farkın sebep olduğu gecikmeleri ve ülkedeki siyasi kriz ortamını detaylı bir şekilde dünya kamuoyuna aktarmıştır. Ancak bu derece çekişmeli seçim, El Salvador'da bir daha tekrarlanmamış ve son çeyrek yüzyılda hiçbir seçim ikinci tura kalmamıştır.

Buna karşılık Peru'da durum tamamen farklı bir seyir izlemekte ve ikinci tur seçimler adeta siyasi bir norm haline gelmiştir. Yüzyılın başından bu yana yapılan altı başkanlık seçiminin tamamı, bu yılki dahil olmak üzere ikinci tura kalmış ve kırılma noktasında sonuçlanmıştır. Özellikle son üç seçimde Keiko Fujimori'nin sürekli aday olarak ön planda olması, Peru siyasetinde kutuplaşmanın ve partiler arası oyların birbirine bu kadar yaklaşmasının ana etkenlerinden biri olarak gösterilmektedir. 2016 yılında Pedro Pablo Kuczynski, Fujimori'yi yalnızca 41.057 oy ve yüzde 0,24'lük bir farkla geçerek seçimi kazanmıştır. Beş yıl sonra, 2021 seçimlerinde ise Pedro Castillo, Fujimori'ye karşı yüzde 0,25'lik (44.263 oy) bir avantajla galip gelerek Peru'nun çekişmeli seçim geleneğini sürdürmüştür.

2026 yılındaki son Peru seçimleri de bu tarihi geleneği bozmayarak yine milimetrik bir farkla sonuçlanmıştır. Fuerza Popular partisinin lideri Keiko Fujimori, Juntos por el Perú partisinin adayı Roberto Sánchez'e karşı yüzde 0,27'lik (49.641 oy) bir farkla üstünlük sağlamıştır. İlk turda Fujimori ve Sánchez'in birlikte aldıkları oyların yalnızca yüzde 29,2'de kaldığı görülmüş, bu durum seçmenin büyük bir kısmının iki adaya da sıcak bakmadığını ortaya koymuştur. Katolik Pontifical Üniversitesi'nden (PUCP) Sosyoloji Doktoru Sandro Macassi Lavander, bu durumu iki yakından seçmen kitlesinin birbirine çok yakın olması ancak hiçbir lidere karşı gerçek bir coşkunun olmaması şeklinde analiz etmiştir. Seçmenin yüzde 70'inin ilk turda bu iki adaya oy vermemesi, seçimlerin 'anti-oy' dinamikleri üzerine kurulduğunu ve toplumun derin bir şekilde bölündüğünü kanıtlamaktadır.

Latin Amerika'da ikinci tur seçim sistemine sahip on üç ülkenin karşılaştırmalı analizi, Peru ve El Salvador dışında da çekişmeli yarışların yaşandığını göstermektedir. Brezilya, Şili ve Guatemala gibi ülkelerde de adaylar arasındaki farkların son derece dar olduğu seçimler kaydedilmiştir. Bu tür milimetrik sonuçlar, sadece ilgili ülkelerin iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı ve uluslararası ilişkileri de doğrudan etkileyebilmektedir. Seçim sonuçlarının gecikmesi, oyların defalarca sayılması ve adayların sonuçları kabul etmemesi gibi durumlar, demokratik kurumların sınandığı kriz anları yaratmaktadır. Peru'nun art arda yaşadığı bu krizler, ülkede siyasi liderliğin zayıflığını ve seçmenin mevcut parti sistemine olan güvensizliğini gözler önüne sermektedir. Bölgedeki diğer ülkelerin deneyimleri de değerlendirildiğinde, ikinci tur sisteminin çoğunluğun iradesini yansıtsa da bazen siyasi felçlere yol açabildiği açıkça görülmektedir.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okuelcomercio.pe

İlgili haberler