Azerbaycan sinemasının sevilen yüzlerinden, "Yol Ehvalatı" (Yol Hikâyesi) filmindeki Ferid karakteriyle hafızalara kazınan ünlü oyuncu ve yönetmen Yusif Alizade, kariyerine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. 80 yaşına gelen sanatçı, günümüzde birçok meslektaşının sahip olduğu unvanların, ödüllerin ve maddi imkanların kendisine verilmediğini belirterek adeta isyan etti. Alizade, bu durumun temelinde чрезмерная tevazökarlığının yattığını, bu özelliğinin zaman zaman haklarını aramasına engel olduğunu dile getirdi. Kendi rızasıyla hiç kimsenin kapısını çalıp destek istemediğini vurgulayan deneyimli sanatçı, sinema camiasında ilişkilerinin ve iş taleplerinin daima karşılıklı saygı çerçevesinde ilerlediğini savundu.
Moderator.az'a konuşan Alizade, kendi çıkarları için hiçbir zaman girişimde bulunmadığını, hatta çevresinden gelen iş taleplerini dahi çok büyük bir özveriyle karşıladığını ifade etti. Başkalarının işe yerleştirilmesi için gelen sayısız telefon aramasını geri çevirmeyerek onlara yardım ettiğini anlattı. Bu kişilerin ricalarını kırmayan sanatçı, onların sinema sektöründe işe girmeleri için sonuna kadar destek verdi. Ancak tüm bu iyiliklere ve dayanışmaya rağmen, 80 yaşına gelmesine rağmen devlet veya kurumlar tarafından hak ettiği fahri unvanların ve ödüllerin verilmemesine büyük bir iç burkanlığıyla tanık olduğunu belirtti. "O güne düşmüşüm ki, 80 yaşımda gidip kapınızı çalayım ve bana niye unvan vermiyorsunuz diyeyim mi? Bu ne demek?" sözleriyle yaşadığı çaresizliği ve sitemini dile getirdi.
Sanatçının açıklamalarında sinema sektöründe emeğinin gasp edildiğine dair iddiaları da büyük yankı uyandırdı. Kinostüdyo için çekdiği iki filmde yaşadığı büyük haksızlıkları anlatan Alizade, eserlerinin titirliklerde (jeneriklerde) adının dahi yer almadığını ifade etti. O dönemde Mozambik'ten iki diplomant stajyer geldiğinde, dönemin stüdyo direktörü Ramiz Fetaliev'in kendisinden bu kişilere yardımcı olması için bir senaryo yazmasını ve film çekmesini istediğini hatırladı. Bu durumun bölgesel sinema iş birlikleri ve eğitim diplomasisi açısından önemli bir adım olduğunu düşünen Alizade, bu ricayı geri çevirmeyerek hem senaryoyu yazdığını hem de filmi bizzat yönettiğini aktardı.
Sözkonusu filmin kinostüdyoya fahri ferman kazandırmasına rağmen, Alizade'nin adının senarist olarak geçmemesi büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Durumu direktör Fetaliev'e ilettiğinde aldığı yanıtın çok taşlayıcı ve reddedici olduğunu belirtti. Yönetmenliğini de bizzat üstlendiği projede isminin en azından senarist olarak yazılmasını talep eden Alizade'ye, "Sen zaten yönetmensin, buna ne gerek var?" şeklinde bir cevap verildi. Bu olayın ardından sektördeki işleyişe dair ciddi şüpheleri olduğunu ve isimsiz kahramanlara haksızlık yapıldığını hissettiğini vurguladı.
Yusif Alizade, bir diğer olayda ise Sadraddin adlı bir görüntü yönetmeninin ricası üzerine yine büyük bir fedakarlık örneği sergilediğini anlattı. Bu operatör için de bir filmin senaryosunu yazdığını ve ardından filmi başarıyla yönettiğini belirten sanatçı, çekimler bittikten sonra büyük bir sürprizle karşılaştığını dile getirdi. Film tamamlandığında, final jeneriğinde ne yönetmen olarak ne de senarist olarak adının hiçbir yerde geçmediğini öğrendü. Yaşadığı bu iki kırgınlık olayını yorumlayan usta sanatçı, o dönem sektörde yoğun bir kıskançlık yaşandığını ve emeğinin sistematik bir şekilde yok sayıldığını öne sürdü. Bu tür haksızlıkların Azerbaycan sinema tarihinde yaşanan mağduriyetlerin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğuna işaret ederek Azerbaycan sinemasının arka planındaki verilmesi gereken emeğe dair önemli bir konuyu gündeme taşıdı.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okuhttps