İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Gündem

AB'deki hesap verebilirlik krizi Avrupa için de büyük bir tehdit oluşturuyor

Politico Europe
WhatsApp

İkinci Dünya Savaşı'nın bitişinden bu yana Atlantik ilişkileri yaşanan en derin krizden geçmekte ve durum verilerle de kanıtlanmış durumda. Ekonomi ve yönetişim alanlarında ciddi sorunlar yaşayan Amerika Birleşik Devletleri, sorumsuzluk endeksinde müttefiklerinin gerisinde kalarak demokratik değerlerden uzaklaşmanın sinyallerini veriyor. Washington yönetiminin ittifakları birer işlem olarak görmesi ve kurallara bağlılıktan vazgeçmesi, Avrupa'yı güvenlik ve ekonomik alanlarda tarihi bir sınavla karşı karşıya bırakmaktadır.

ABD'nin bu yalnızlaşması sadece geçici bir sapma değil, küresel liderlik rolünden ve uluslararası kurallardan kaynaklı bir çekilme anlamına gelmektedir. 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi ile müttefikler ''sürücü'' olarak görülürken, iç politika alanında siyasi cinayetlerin ve tarafsız kamu yönetiminin göstergelerinde endişe verici bir düşüş yaşanmıştır. Avrupa kendi sorunlarına odalanmadan önce, ABD'nin artık 1945 sonrası düzeni koruyan gücü olmadığını ve ''Önce Amerika'' yaklaşımıyla daha içe kapanık, hesap verilemez bir hale geldiğini kabul etmelidir.

Ancak sorunun kaynağı sadece Atlantik'in ötesinde değildir; Avrupa'nın kendi zayıflıkları ve kendini kandırma eğilimi de durumu karmaşık hale getirmektedir. Kıta, yıllarca Amerika'nın güvenlik garantilerini doğal bir kanun, Rusya'nın ucuz enerjisini de sürekli bir kaynak olarak görmüş ve bu stratejik bağımlılığın farkına varmamıştır. Şimdi hem güvenlik hem ekonomik alanlarda bu bağımlılıklar çöktüğünde, Avrupa aynı anda tüm cephelerde kendisini ortaya koymak zorunda kalmış ve kendi kendine yetme mecburiyeti hissetmiştir.

Daha da vahimi, otoriterlik dalgasının Avrupa'nın içine kadar sirayet etmiş olması ve bunun tesadüfî olmayan bir Avrupa yoluna sahip bulunmasıdır. Sırbistan'daki Novi Sad felaketi sonrası sert baskılar, Romanya'da iptal edilen seçimler ve Macaristan ile Slovakya'nın demokratik gerilemesi, kıtanın kendi içerisindeki siyasi sağanağın ciddiyetini ortaya koymaktadır. İngiltere, Almanya ve Fransa gibi büyük Batı Avrupa ülkelerinde aşırı sağın anketlerde öne çıkması, geleneksel demokratik merkezin erozyona uğradığının açık bir işaretidir.

Sonuç olarak ABD artık bu demokrasiyi zayıflatıcı dalgaya karşı set olmaktan çıkmış, aksine bu dalgayı finansal ve stratejik olarak desteklemeye başlamıştır. ABD stratejisi, Avrupa milletlerinin kendi seçilmiş hükümetlerine karşı ''medeniyet kaybı'' tehdidiyle karşı karşıya olduğunu savunarak, Avrupa'nın kendi geleceği ve demokratik değerleri için verdiği mücadeleyi bile tehlikeye atacak bir noktaya ulaşmıştır. Bu tabloda Avrupa, ABD'nin desteğine güvenmek yerine kendi gücünü ve direncini yeniden keşfetmek zorundadır.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okupolitico.eu

İlgili haberler