AB-Türkmenistan İnsan Hakları Diyaloğu: Aşkabat'a Özgürlükler İçin Çağrı

Avrupa Birliği, Türkmenistan ile gerçekleştirdiği 18. yıllık İnsan Hakları Diyaloğu kapsamında Aşkabat yönetimine dış dünyaya açılım vaatleri ile ülke içindeki baskıcı politikalar arasındaki bariz uçurumu kapatması konusunda baskı uyguladı. 22 Haziran'da Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat'ta düzenlenen yüksek düzeyli toplantı, iki taraf arasındaki diplomatik ilişkilerin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu diyalog, Türkmenistan'ın son dönemde dış dünyayla kurmaya çalıştığı, her ne kadar sınırlı da olsa daha görünür temasların arttığı bir döneme denk geldi. Zira ülke, uzun yıllar boyunca sert vize politikaları ve medya üzerindeki sıkı kontrolü nedeniyle dünya sahnesinden adeta izole bir şekilde varlığını sürdürmüştü. Toplantı, AB'nin Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerini insani ve demokratik endişeleri masaya yatırarak derinleştirme stratejisinin somut bir yansıması olarak değerştiriliyor.
Toplantının arka planında, Türkmenistan'ın son aylarda dış dünyaya karşı eşi benzeri görülmemiş, küçük de olsa bazı açılımlar gerçekleştirmesi yatıyor. Bu bağlamda, bu yılın başlarında ünlü Reuters haber ajansının bir ekibinin ülkeyi ziyaret etmesi ve gazetecilerin devlet refakatçisi olmadan serbestçe seyahat edip haber yapabilmesi, ülke tarihi açısından son derece sıra dışı bir gelişme olarak kayıtlara geçti. Bu maya açık görünse de, ülkenin vize rejimini kolaylaştırma, Dünya Ticaret Örgütü'ne katılma ve devlet merkezli ekonomisini çeşitlendirme gibi konularda attığı adımlar da dikkat çekiyor. Ancak sınır tanımaz bir izolasyon politikasından gelen bir ülke için bu adımların kalıcı ve gerçekçi bir reformun işareti olup olmadığı henüz belirsizliğini koruyor. Uluslararası toplum ve insan hakları örgütleri, bu hafif rüzgarın ülkenin derin ve yapısal sorunlarını çözmeye yetip yetmeyeceğini yakından izlemektedir.
Öte yandan, ülkenin insan hakları ve özgürlükler alanındaki tablosu hala son derece karanlık ve kısıtlayıcı bir nitelik taşıyor. Uluslararası bağımsız kuruluşlar, Türkmenistan'ı dünyanın en kapalı rejimlerinden biri olarak nitelendirmeye devam ediyor; zira gazeteciler, sivil toplum kuruluşları ve siyasi muhalifler için ülke adeta bir açık hava hapishanesi niteliğinde. Söz konusu durum, ülkenin 2026 Küresel Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke arasında 173'üncü sırada yer almasıyla da tescillenmiş durumda. AB heyeti, toplantıda Türkmenistan'dan, kamusal alanda daha güçlü ayrımcılık karşıtı önlemler alınması ve cinsiyete dayalı şiddetle daha etkin mücadele edilmesi konusunda somut adımlar atmasını talep etti. Ayrıca, kadınları korumak amacıyla aile içi şiddetin kesin bir şekilde suç kapsamına alınması ve rıza temelli eşcinsel ilişkilerin de suç olmaktan çıkarılması Avrupa Birliği'nin ısrarla gündeme getirdiği başlıca talepler arasında yer aldı.
Diyalog toplantısında gündeme gelen en hassas konulardan biri de ülkedeki zorunlu çalıştırma ve çocuk işçiliği gibi ağır emek ihlalleri oldu. AB, Türkmenistan'ın Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile özellikle pamuk sektöründeki zorunlu çalıştırma ve çocuk işçiliğini ortadan kaldırma konusunda işbirliği yapmasından memnuniyet duduğunu ifade etti; çünkü bu sektör, yıllardır Batılı ülkelerin ülkeye yönelik en büyük eleştiri konularından birini oluşturuyordu. İnsan hakları savunucularının durumu ve sınırlar ötesi baskı iddiaları da masaya yatırılırken, AB heyeti Türkmen hükümetine ihlale uğradığı düşünülen bireysel vakaların yer aldığı detaylı bir liste de teslim etti. Cezaevlerindeki insanlık dışı koşullar, işkence ve kötü muamele iddiaları ile zorla kaybetmeler gibi konular, AB'nin Aşkabat'tan sivil toplumla daha fazla işbirliği yaparak çözmesini beklediği diğer acil sorunlar olarak öne çıktı. Bununla birlikte, Türkmenistan'ın vatansızlık sorununu azaltmaya yönelik attığı adımlar da övgüyle karşılandı, ancak yurt dışındaki Türkmen vatandaşlarının temel konsolosluk hizmetlerine eşit bir şekilde erişebilmesinin önündeki bürokratik engellerin kaldırılması da acil bir talep olarak iletildi.
Tüm bu gelişmeler, Avrupa Birliği'nin Türkmenistan'a yönelik izlediği çok boyutlu ve nispeten karmaşık stratejiyi gözler önüne seriyor. Brüksel yönetimi, Orta Asya'nın geri kalanında olduğu gibi Aşkabat ile stratejik ortaklıklar ve enerji bağları üzerinden daha aktif bir şekilde temasa geçmeye çalışırken, insan hakları gibi hassas konuları da resmi gündemden hiç düşürmemeye özen gösteriyor. Türkmenistan yönetimi için bile, bu tür sınırlı diyalogların ve dış dünyaya açılan ufak pencerelerin ülke için bir ilerleme ve değişim algısı yarattığı söylenebilir. Ancak Avrupa Birliği ve uluslararası insan hakları örgütleri açısından asıl sınama noktası, ülkedeki bu yüzeysel esnemelerin gerçekten kurumsal ve kalıcı bir iç dönüşümü tetikleyip tetikleyemeyeceğidir. İki taraf arasındaki insan hakları odaklı diplomatik müzakerelerin bir sonraki turunun ise 2027 yılında, Avrupa'nın kalbinde, Brüksel'de gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okutimesca.com