İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Dünya

Amerika Birleşik Devletleri Bir Mucizeydi: Kurucu Babaların Mirası İmparatorluğun Konforuna Kurban Edildi

The American Conservative
WhatsApp

Amerika Birleşik Devletleri'nin kuruluş belgeleri olan Bağımsızlık Beyannamesi ve Anayasa, eşsiz siyasi ve kültürel koşulların ürünü olarak ortaya çıkan tarihi mucizeler olarak değerlendirilmektedir. Bu belgeler, güçler ayrılığı ilkesini kutlayarak, yürütme organının tiranlığına karşı bir güvence olarak hizmet eden yapısal bir haklar beyanını onurlandırmıştır. Sistemin en parlak ve önemli unsuru, savaş ilan etme yetkisinin yalnızca Kongre'nin tekelinde olmasıydı; bu tasarım, yürütme organının aksine, barışı bozan bir saldırgana karşı kendini savunma dışında savaş ilan etme konusunda hiçbir teşvik barındırmıyordu. Ancak makale, bu kurucu sistemden yavaşça uzaklaşıldığını ve bugün imparatorluğun kaba konforları uğruna feda edildiğini iddia etmektedir. Bu bağlamda, ABD'nin kuruluş felsefesinin ne kadar eşsiz olduğu ve muhtemelen bir daha asla tekrarlanmayacak bir tarihi dönemin ürünü olduğu vurgulanmaktadır.

Yazar, savaş zamanlarının işleyişine ve bu dönemin hukukun nasıl sustuğuna dikkat çekerek, savaş halinde gizlilik, hız ve enerji gibi unsurların en üst düzeye çıktığını belirtmektedir. Bu durumu, Napolyon'un "İki iyi generalden tek bir kötü general tercih edilir" sözüyle örneklendirerek, savaş sırasında komuta yapısının gerektirdiği zorunlu merkeziyetçiliğe vurgu yapmaktadır. Bu tür durumlarda, ulusal güvenlik söylemi altında sonsuz bir güç başkanlığa doğru akmaya başlar ve başkan; savcı, yargıç, jüri ve cellat rollerini aynı anda üstlenebilecek bir konuma gelebilmektedir. Böylesi bir ortamda, yasama organı yani Kongre, devasa bir sinema filmi setinde sadece bir figüran gibi sessiz bir izleyiciye dönüşmektedir. Dolayısıyla, kurucu babaların öngördüğü denge ve denetleme mekanizmaları, istisnai savaş dönemlerinde fiilen işlevsiz hale gelmektedir.

Binlerce yıllık tarihi deneyim, Amerika'nın dördüncü Başkanı James Madison'ın savaş ve yürütme organının güçlenmesi üzerine olan zaman tanımaz öğretilerini doğrular niteliktedir. Madison'a göre savaş, yürütme organının aşırı güçlenmesinin ve şişmesinin gerçek bir hemşiresi, yani besleyicisidir; çünkü savaş sırasında oluşturulacak fiziksel güç, yürütme organının iradesine tabi olur. Aynı zamanda, kamunun hazineleri savaş bahanesiyle açılır ve bu devasa maddi kaynaklar yalnızca yürütme organının eliyle dağıtılır, bu da onun patronaj gücünü muazzam ölçüde artırır. Görevlerin onurları ve kazançları çoğalır, zaferden elde edilecek madalyalar ve şeref defterleri doğrudan yürütme organının başını süsler. İnsanın göğsündeki en güçlü tutkular, hırslar, açgözlülükler ve şöhret aşkı, barış arzusuyla görevine karşı sürekli bir komplo içinde çalışarak savaşın getirilerini teşvik etmektedir.

Alexander Hamilton da Federalist yazılarından sekizincisinde, dış tehlikelerden korunma güdüsünün ulusların davranışlarını yönlendiren en güçlü faktörlerden biri olduğunu belirterek savaşın özgürlüklere olan yıkıcı etkilerine dikkat çekmiştir. Hamilton, özgürlüğe olan en ateşli sevginin bile zamanla bu dış tehditler ve güvenlik kaygıları karşısında geri adım atacağını ve tavizler vereceğini öngörmüştür. Savaşın beraberinde getirdiği şiddetli ölüm ve yıkım, sürekli bir tehlike ve alarm durumu, halkın barış ve huzur arayışına itilmesine neden olarak onları otoriter kurumlara yönlendirmektedir. İnsanlar daha güvende olmak için, son çare olarak daha az özgür olmayı göze alma riskini kabul ederler; bu da sivil ve siyasi hakların kademeli olarak ortadan kalkmasına giden yolu açar. Bu bağlamda, güvenlik ve özgürlük arasındaki hassas denge, olağanüstü hal ve savaş ortamlarında her zaman otoriter yapıların lehine bozulmaktadır.

Tüm bu tarihi referanslara dayanarak James Madison, kamu özgürlüğüne yönelik tüm düşmanlar içinde savaşı en korkutucusu olarak nitelendirmektedir. Savaş, bünyesinde barındırdığı çok sayıda farklı tehdit unsuruyla diğer tüm tehlikeleri içinde barındıran ve geliştiren bir tohum niteliğindedir. Savaş orduları doğurmakta, ordular ise devasa borçlanmalara ve halk üzerindeki ağır vergi yüklerine yol açmaktadır. Ordu birlikleri ve bu birimlerin devam ettirilmesi, devletin maddi kaynaklarını tüketirken bir yandan da zorunlu olarak otoriteyi ayakta tutacak baskıcı mekanizmalara zemin hazırlamaktadır. Yazar, bu tarihi ve felsefi arka plan üzerinden Amerika'nın kurucu değerlerinden ne kadar saptığını, savaş ve güvenlik politikalarının ülkeyi nasıl değiştirdiğini derinlemesine analiz etmektedir. Sonuç olarak makale, ABD'nin orijinal Anayasal mucizesinin, küresel bir imparatorluğun getirdiği dar ve kaba çıkarlar uğruna adım adım terk edildiğini savunan köklü bir eleştiri sunmaktadır.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okutheamericanconservative.com

İlgili haberler