Avni Doshi'nin ikinci romanı ilişkilerin korkunç yüzünü inceliyor

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli, Booker Ödülü'ne aday gösterilmiş yazar Avni Doshi'nin merakla beklenen ikinci romanı "The First House", bir evliliğin çöküşünü ve ardındaki sırları konu alıyor. Roman, bir kocanın eşinden ayrılma kararı almasıyla başlıyor ve kadının bu kararın ardındaki gerçekleri sorgulamasını anlatıyor. Doshi, ilişkilerin mitlerle örülü olduğunu ve mutlu sonun çoğu zaman bir yanılsama olduğunu vurguluyor. Yazar, evliliğin bazen ailelerin bilinçsizce dayattığı korkulardan kaçış olduğunu, ancak bu sığınağın da çökebileceğini belirtiyor.
Romanın başkahramanı, kocasının ani ayrılık kararıyla sarsılır ve evliliğinde gerçekten neyin yanlış gittiğini anlamaya çalışır. Kocasının başka birini bulup bulmadığını, iki kızının bu ayrılığı nasıl kaldıracağını sorgular. Doshi, "The First House" ile ilişkilerin otopsisini yaparak, yıkık bir evin sadece bir erkeğin karısını ve çocuklarını terk etmesiyle oluşmadığını, aynı zamanda sorunları sürekli görmezden gelerek geçici barışlar inşa etmenin de bir yıkım olduğunu gösteriyor. Yazar, "Bilmemenin hayatta kalmanın bir yolu olduğunu" söylüyor.
Doshi, romanının ilhamını anlatırken, başlangıçta bir kız ve ailesiyle ilgili bir hikaye düşündüğünü, ancak zamanla ağustos böcekleri ve bir heykel gibi farklı imgelerin hikayeye dahil olduğunu belirtiyor. New Jersey'de çocukken korktuğu ağustos böceklerinin sesi ve Augustus Saint-Gaudens'in Diana heykeli, romanın temel unsurları haline gelmiş. Yazar, bu üç ayrı projenin aslında aynı kitap olduğunu bir astroloji öğretmeninin evinde fark ettiğini anlatıyor.
Yazar, romanlarına genellikle içgüdüsel başlangıçlar yapmayı tercih ettiğini söylüyor. "Burnt Sugar" öfkeyle başlarken, "The First House" bir sahneyle, bir çatışma anıyla okuyucuyu hikayenin içine çekiyor. Javier Marías'ın "A Heart So White" romanının bu konuda kendisini etkilediğini belirtiyor. Doshi, ilişkilerin artık geleneksel bilgeliğin iddia ettiği gibi psikolojik güvenli alanlar olmadığını sorguluyor.
Roman, ailenin güvenlik olduğu inancını sorgularken, bireyin bir gruba ait olmak için kendinden ne kadarını feda ettiğini inceliyor. Doshi, C.G. Jung'un kolektifin tehlikesi üzerine yazılarının kendisini etkilediğini ve bu fikrin aile içinde nasıl işlediğini araştırdığını söylüyor. Evliliği Prokrustes yatağına benzeten yazar, bir bütünün parçası olmak için kendimizin ne kadarını kesip atmamız gerektiğini ve hangi noktada artık kendimiz olmaktan çıktığımızı sorguluyor.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okukhaleejtimes.com