İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Magazin

Babasının yasaklamasına rağmen babası hakkında köşe yazısı yazdı

Metronieuws
WhatsApp

Hollandalı köşe yazarı Elieve, babasının kendisine 'Bundan sonra benim hakkında köşe yazıları yazma' demiş olmasına rağmen bu yasağı delen ironik bir yazı kaleme aldı. 'Ben de köşe yazımın konusu babam olsun' diyerek başladığı metinde, babasıyla olan karmaşık ve bir o kadar da eğlenceli ilişkisini okuyucularla paylaşıyor. Bu durum, sadece yazarın asi mizah anlayışını değil, aynı zamanda baba-kız arasındaki derin bağı da gözler önüne seriyor. Elieve, babasından sürekli onay ve takdir arayışında olan bir evlat portresi çizerken, bu durumu son derece samimi bir dille anlatıyor. Yazarın bu içten itirafı, pek çok kişinin aile ilişkilerindeki benzer dinamikleri tanımasına olanak tanıyor.

Yazının merkezinde, babasının ofisteki katı ve duygusuz tavırlarına dair çarpıcı anekdotlar yer alıyor. Elieve, babasının beğenisini kazanmak için iş yerinde ağır kutular taşımaktan, masasına sevecen notlar bırakmaya kadar her yola başvurduğunu belirtiyor. Hatta bir davaya katılmak için giydiği şık Mugler takım elbisesine bile babasından 'Burası moda defilesi değil' gibi ukala bir tepki aldığını anlatıyor. Yazar, bu ve benzeri tüm umutsuz çabaların babasında karşılık bulmadığını hayal kırıklığıyla ifade ediyor. Ancak bu anlatım tarzı, okuyucuya babanın ne kadar sert görünürse görünsün aslında karakterinin çok derinlerde yatan karmaşık bir yapısının olduğuna dair ipuçları veriyor.

Babanın, kızının müzik kariyerine karşı gösterdiği mesafeli tutum da hikayenin önemli bir kısmını oluşturuyor. Elieve, lise yıllarındaki ilk sahnesinde sözleri tamamen unuttuğu için babasının müziğe karşı hep şüpheci kaldığını itiraf ediyor. Ancak yıllar sonra, Türk müzik efsanesi Selda Bağcan ile aynı sahneyi paylaşma fırsatı bulduğunda işler değişiyor. Bu devasa konser sonrasında akrabalar, arkadaşlar ve hatta babasının Mercedes bayisinin bile babasını arayıp kızının ne kadar iyi seslendirdiğini söylemesi, adamı adeta köşeye sıkıştırıyor. Ertesi sabah ofiste babasının kızına 'Sen biraz Beceriklisin' demesi, Elieve için hayatının en büyük zaferi anlamına geliyor.

Bu nadir bulunan iltifat anı, yazarın üzerindeki yılların ağırlığını bir anda alıp götürüyor ve onu adeta bir öfori dalgasına sürüklüyor. Elieve, babasının o cümlesini duyar duymaz kutlamak için bir anda lüks harcamalara giriştiğini itiraf ediyor. Hollanda'nın ünlü üç yıldızlı restoranı De Librije'de bir hafta içi akşam yemeği planlamak ve haftalardır alışveriş sepetinde bekleyen pahalı Miu Miu botları düşünmeden satın almak bu kutlamanın bir parçası haline geliyor. Hatta o mutluluğun etkisiyle hayatın anlamı üzerine sorgulayan Albert Camus yerine, kolay ve eğlenceli okumalar sunan Stephen King'i tercih ettiğini bile espri konusu yapıyor. Tüm bu abartılı kutlama ritüeli, bir insanın özellikle babasından gördüğü küçük bir takdir sözcüğüne ne kadar aç olduğunu gözler önüne seriyor.

Yine de Elieve için asıl unutulmaz an ve en büyük gurur kaynağı, babasından duyduğu o takdir cümlesinden ziyade Selda Bağcan ile sahneye çıkmanın verdiği doyumsuz duygudur. Yazar, yıllar önce evinin çatı katında Selda Bağcan'ın şarkı sözlerini dinleyip çözümlediği günleri hatırlayarak, zamanın nasıl da onları aynı sahnede buluşturduğuna hayret ediyor. Bu sahne deneyimi, babasının onayı veya herhangi bir dış motivasyonun çok ötesinde, kişisel bir tutkunun ve müziğin gücünün sembolü haline geliyor. Bu içsel huzur ve gurur, babasının övgüsünün yarattığı geçici öforiye kıyasla yazarın kalbinde çok daha derin ve kalıcı bir iz bırakıyor. Köşe yazısı, ailevi beklentilerin ötesinde, insanın kendi başarısının ve hayallerinin getirdiği özgüvenin nihai zaferi olduğunu vurgulayıp son buluyor.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okumetronieuws.nl

İlgili haberler