İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Kültür & Sanat

Çağan Irmak: "Romanlarımım ikisi de Çağan Irmak dünyasında ait değil gibi"

Adana Yerel Haber
WhatsApp

Ünlü sinema yönetmeni ve yazar Çağan Irmak, ikinci romanı olan 'Artuçkule'nin Tepegözü' ile okurların karşısına çıkıyor. Milliyet Sanat dergisinin Temmuz 2026 sayısı için Asu Maro tarafından yapılan bir söyleşide, Irmak hem yeni romanını tüm yönleriyle anlattı hem de yazarlık ile sinema arasındaki ilişkisine dair önemli açıklamalarda bulundu. Irmak, sinemaya sığmayan ve filmi çok zor olan hikâyeleri, ölmemeleri adına romanlaştırdığını ifade ediyor. Bu süreçte hiçbir kısıtlamaya gitmeden, tamamen özgür bir alan yaratarak yazdığını ve okuyucunun nabzına göre şerbet vermek gibi bir yaklaşımı benimsemediğini vurguluyor. Romanda tercih ettiği ağır ve sert dilin de bu edebi özgürlüğün bir yansıması olduğu görülüyor.

Sanatçının yazarlığa yönelmesinde, filmi yapılması son derece güç olan hikâyelere duyduğu tutku büyük rol oynuyor. Çağan Irmak, sinemada kolayca hayata geçirilemeyecek bu tür kavramları kelimelerin gücüyle romanlarda yaşam bulmasını sağladığını belirtiyor. Yazarlığının sınırlarını sonuna kadar zorlamaktan büyük bir mutluluk duyduğunu dile getiren Irmak, bedene ve zihne yapışık bir siyam ikizi konumlandırarak onların hislerini anlamaya çalıştığını söylüyor. Bu amaçla okuru alışılmışın dışına çıkan, oldukça ekstrem hikâyeler bekliyor. Çocukluğundan bu yana severek takip ettiği korku edebiyatının da bu süreçte kendisini ciddi şekilde etkilediğini itiraf ediyor.

Irmak'ın sinema kariyeri, onun yazım sürecindeki risk alma cesaretini de şekillendiriyor. Eğer arkasında böyle köklü ve başarılı bir sinema geçmişi olmasaydı, herhangi bir şeyi kaybedecek korkusu taşımayacağı için çok daha fazla cesur adımlar atabileceğini savunuyor. Ancak mevcut durumda, mütevazılığa hiç ihtiyaç duymadan yeni kitabının son derece kaliteli ve iyi bir eser olduğunu açıkça dile getiriyor. Kolay anlaşılacağı düşüncesiyle hareket etmeden, tamamen kendi sanatsal vizyonu doğrultusunda bu kitabı yazdığının da altını önemle çiziyor. Bu tutum, yazarın edebi alandaki özgüvenini ve metne duyduğu güveni net bir biçimde gözler önüne seriyor.

Yeni romanından yola çıkarak felsefi bir temel olan 'umut' kavramı üzerine de dikkat çekici değerlendirmelerde bulunuyor. Boş bir umutla beklemenin aslında zaman kaybından başka bir şey olmadığını savunan Irmak, harekete geçmeden sadece umuttan bahsetmenin kendisine yanlış geldiğini ifade ediyor. Bazen oyalayan ve geçerliliğini yitirmiş umutların tamamen kesilip atılmasının, yepyeni ve gerçekçi umutların doğmasına zemin hazırlayacağını dile getiriyor. Eski ve köhnemiş umutları bir kenara bırakarak yeni bir sürgüne adım atmanın, ruhsal bir yenilenme için şart olduğunu savunuyor. Bu düşünceler, onun hem sanatsal hem de kişisel hayatında değişimi ve yenilenmeyi tetikleyen dinamik bir felsefeye sahip olduğunu kanıtlar nitelikte.

Yazarlığa olan bu yoğun tutkusu, Çağan Irmak'ın sinemadan tamamen koptuğu anlamına gelmiyor ancak sektör hakkında da eleştirel görüşlerini esirgemiyor. Günümüzde kendi istediği türden, derinlikli sinemanın izleyicisinin giderek azaldığını ve özellikle belirli bir yaş grubunun sinema salonlarından uzaklaştığını gözlemliyor. Günümüzde ticari başarı sağlayan sinema filmlerinin biraz daha yüzeysel bir yapıya büründüğünü belirten Irmak, mizaha karşı olan sevgisini korumasına rağmen bu yeni dönemin tam içinde olamayacağını itiraf ediyor. Şu anda kafasında dolaşan ve bağlandığı herhangi bir senaryo bulunmadığını, oysa geçmişte aynı anda elli senaryoyla birlikte yaşadığını sözlerine ekliyor. Tüm bu sektörel değişimlere ve eleştirilere karşın ileride yeniden film yapma planlarını tamamen rafa kaldırmadığını, ancak şu an için kafasında net bir proje yer almadığını belirtiyor.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okuadanayerelhaber.com

İlgili haberler