İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Sağlık

Columbia Çalışması: SSRI Antidepresanlar, Hastalıklı Kalp Kapağında Bozulmayı Hızlandırabiliyor

Science Blog
WhatsApp

Columbia Üniversitesi araştırmacıları, en sık reçete edilen antidepresanlar ile kalp kapağındaki bozulmanın hızlanması arasında önemli bir bağlantı keşfetti. Bilim insanları, 9.000 hastanın tıbbi kayıtlarını ve doku biyopsilerini detaylıca inceleyerek serotonin sinyalleşmesinin kalp sağlığı üzerindeki etkilerini inceledi. Araştırma, özellikle dejeneratif mitral yetersizliği (DMR) adı verilen ve en yaygın kalp kapağı hastalıklarından birinde belirgin bir risk faktörüne işaret ediyor. Sonuçlar, seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) kullanan ve aynı zamanda serotonini taşıyan belirli bir gen varyantını taşıyan hastaların, kapağın tamamen değiştirilmesi veya onarılması için daha genç yaşlarda ameliyata ihtiyaç duyabildiğini gösteriyor. Bu bulgu, psikiyatrik ilaçlar ile kardiyoloji arasındaki ilişkiye dair yeni ve önemli bilimsel soruları gündeme getiriyor.

Mitral kapak, kalbin sol kulakçığı ile sol karıncığı arasında bulunur ve her kalp atışında oksijen açısından zengin kanın geriye kaçmasını engelleyen bir kapı görevi görür. Dejeneratif mitral yetersizliği durumunda ise bu kapağın ince kanatçıkları kalınlaşır, esner ve görevini tam olarak yerine getiremez. Bu yapısal bozulma kanın yanlış yöne kaçmasına neden olurken, akciğere doğru basıncın artmasına ve kalbin normal hacmi ileriye pompalamak için daha fazla çalışmasına yol açar. Hastalığın ilk aşamalarında birçok hasta hiçbir belirti hissetmeyebilir, ancak zamanla yorgunluk, nefes darlığı, atriyal fibrilasyon ve nihayetinde kalp yetmezliği gibi ciddi sorunlar ortaya çıkar. İlaçlar bu belirtileri hafifletse de kapağın fiziksel dokusunu onaramaz ve bu nedenle durum ciddileştiğinde cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelir.

Serotonin; ruh halinin düzenlenmesi, uyku, sindirim, hafıza ve kan pıhtılaşması gibi vücutta pek çok farklı işlevi bulunan kimyasal bir habercidir. SSRI'lar (Prozac ve Zoloft gibi ilaçlar), hücrelerin yüzeyindeki taşıyıcı proteinler (SERT) yoluyla serotoninin geri alınmasını engelleyerek bu kimyasalın beyindeki etkisini artırır. Columbia'daki araştırma ekibi, bu mekanizmanın beyinde yararlı olabilecekken, zaten hasta olan bir mitral kapağında ne gibi sonuçlar doğurabileceğini anlamak için laboratuvar deneylerine başvurdu. Genetiği değiştirilmiş ve SERT geni eksik olan fareler ile yüksek dozda SSRI verilen normal farelerin kalp kapakçıklarının önemli ölçüde kalınlaştığı gözlendi. Aynı şekilde laboratuvar ortamında yetiştirilen insan kalp kapağı hücrelerinde de düşük SERT aktivitesinin, dokuyu gereğinden fazla sertleştiren ve şeklini bozan kolajen üretimini artırdığı tespit edildi.

Bilim insanları, 5-HTTLPR adı verilen ve serotonin taşıyıcısının aktivitesini etkileyen spesifik bir DNA varyantının bu süreçteki rolünü araştırdı. Belli gen varyantlarına sahip hastaların ameliyat oranlarının daha yüksek olduğu ve bu hastaların kapağındaki hücrelerin laboratuvar testlerinde serotonine karşı çok daha güçlü tepkiler verdiği belirlendi. Bu veriler, halihazırda bozulmaya başlamış bir kalp kapağına, taşıyıcı gen aktivitesini baskılayan bir genetik yapıya ve bu etkiyi daha da artıran SSRI ilaçlarına sahip olmanın birleşik bir risk oluşturabileceğini ortaya koyuyor. Ancak araştırmacılar, sağlıklı insanlardan alınan mitral kapak hücrelerinin normal SSRI dozlarından zarar görmediğini de özellikle vurguluyor. Sağlıklı bir kalp kapağı, düşük serotonin taşıyıcı aktivitesini büyük ihtimalle hasar almadan tolere edebildiği için bu ilaçlar çoğu hasta için son derece güvenli kabul ediliyor.

Uzmanlar bu bulgular ışığında antidepresan kullanan hastaların tedavilerini aniden bırakmaması gerektiğini, çünkü bu durumun kendi başına ciddi sağlık riskleri barındırdığını hatırlatıyor. Bunun yerine, dejeneratif mitral yetersizliği teşhisi konan hastaların basit bir kan testi veya yanak içi sürüntüsü ile genetik yatkınlıklarının kontrol edilebilmesi öneriliyor. Riskli gen varyantını taşıyan kardiyak hastaların, daha yakından ekokardiyografik izlenmesi veya cerrahi planlamasının erken yapılması gerekebilir. Ayrıca bu tür bir genetik testin, ilerleyen kalp kapağı hastalığı olan kişilerin antidepresan sınıflarını değiştirip değiştirmeyeceklerine dair hekimleriyle yapabilecekleri değerli bir veri sunabileceği belirtiliyor. Bu öneriler henüz resmi bir tıp rehberi veya kuralı olmasa da, kalp yetmezliğini önlemek adına erken teşhisin önemini kanıtlayan yeni bir çalışma olarak tıp dünyasında dikkat çekiyor.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okuscienceblog.com

İlgili haberler