
Hollanda'da 2024 yılının sonlarında gerçekleşen ve ülke gündemine oturan trajik bir olayın temyiz duruşması görüldü. 42 yaşındaki Lidwina S., aracını kullanırken 14 yaşındaki Esmee'yi ezerek hayatını kaybetmesine neden olmuştu. Savcılık, sanığın kişilik bozuklukları ve uyuşturucu sorunları nedeniyle toplum içinde kontrolsüz bir şekilde dolaşmasının engellenmesini talep ediyor. Daha önceki yerel mahkeme, sanık hakkında zorunlu tedavi kararı (TBSD) vermemişti, ancak savcılık bu karara itiraz ederek temyize gitmişti. Davanın temyiz duruşmasında, savcı sanığın yeniden suç işlemesinin engellenmesi için ömür boyu sürecek bir denetim ve tedavi sürecinin şart olduğunu vurguladı.
Sanığın 23 sayfalık uzun bir sabıka kaydının bulunması, davayı daha da karmaşık bir hale getirdi. Yetkililer, sadece trafik suçlarından oluşan listenin bile son derece şaşırtıcı ve kabul edilemez boyutlarda olduğunu belirtti. Lidwina S.'nin daha önce defalarca ehliyetsiz araç kullanmaktan ve alkollüyken araç kullanmaktan ceza aldığı, ancak bu cezaların genellikle toplum hizmeti veya ertelenmiş hapis cezası şeklinde kaldığı görüldü. Dahası, sanık denetim süresi içinde yasal kısıtlamaların büyük bir kısmını ihlal etmeye devam etti. Savcılık, sıradan bir hapis cezasının bu kadının tehlikeli davranışlarını durdurmak için yetersiz kalacağı kanaatinde.
Olayın gerçekleştiği karanlık aralık sabahında Esmee, okula gitmek için bisikletiyle yola çıkmıştı. Lidwina S. ise o sabah bir çöp kamyonu kullanıyordu ve kaza, iki aracın bir kavşakta kesişmesiyle meydana geldi. Kaza incelemelerinde, Lidwina'nın kazadan bir gece önce amfetamin (hız) kullandığı ve bu durumun reflekslerini zaafa uğrattığı ortaya çıktı. Lidwina, kavşağa gelmeden önce yüzlerce metre boyunca kızın parlak kırmızı arka ışığını görmesi gerektiğini savunan savcılık, sanığın dikkatsizliğinin bir cinayet kadar ağır olduğunu dile getirdi. Polis tarafından yapılan kaza rekonstrüksiyonu, sanığın bisikletin üzerinden geçtiğini fiziksel olarak hissetmesi gerektiğini, ancak buna rağmen olay yerinden kaçtığını kanıtlıyor.
Mahkeme sürecindeki en büyük çekişme, sanığın pişmanlık duygusu ve suçunun farkında olup olmadığı konusunda yaşandı. Lidwina S., mahkeme heyetine repeatedly kızı gerçekten görmediğini ve bir kasıt bulunmadığını savunmaya çalıştı. Ancak uzmanlar, sanığın çok sayıda kişilik bozukluğuna sahip olduğunu ve kendi eylemleriyle yüzleşme konusunda ciddi zorluklar yaşadığını ifade etti. Sanığın uyuşturucu kullanımını kabul etmeyip, sabah iş arkadaşının kahvesine ilaç kattığını iddia etmesi ise mahkeme tarafından inandırıcı bulunmadı. Savcı, sanığın gerçeği çarpıttma eğilimini ve tepkisizliğini göz önüne alarak, şartlı bir zorunlu tedavi ve ömür boyu denetim şartı getirmesi gerektiğini söyledi.
Maktul Esmee'nin ailesi, mahkeme salonunda sanığın geleceğe dair umutlu ve umursamaz tavırlarına büyük bir öfke ve şaşkınlıkla tepki gösterdi. Aile, sevdiklerini kaybetmenin derin acısını yaşarken, Lidwina'nın cezasını çektiğini düşünerek tekrar kamyon kullanma ve hatta şarap içme isteklerini dile getirmesini kabullenemedi. Aile üyelerinden biri duruşma sırasında sanığa çıkışarak, ölen kızın bir daha asla 'ikinci bir şans' elde edemeyeceğini haykırdı. Savcılık, en fazla dokuz yıl sürecek şartlı bir tedavinin ardından sanığın ömür boyu resmi denetim altına alınması gerektiğini, aksi halde zorunlu klinik tedaviye dönülebileceğini öne sürdü. Yüksek mahkeme, bu zorlu ve duygusal davada nihai kararını 22 Temmuz'da açıklayacak.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okuomroepbrabant.nl