
Diyarbakır'da İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu işbirliğiyle düzenlenen kapsamlı bir barış konferansında, Türkiye'nin iç dinamikleri ve bölgesel süreçleri masaya yatırıldı. DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi ve Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar'ın da katıldığı "Türkiye'de Toplumsal Barış Süreci ve Dünya Örnekleri" konulu etkinlik, sürece dair kritik değerlendirmelerin yapılmasına sahne oldu. Sancar, iktidar ile muhalefet arasındaki isimlendirme tartışmalarına değinerek, sürecin nasıl adlandırılacağının işin niteliğini doğrudan etkilediğini vurguladı. DEM Parti'nin bu süreci "Barış ve demokratik toplum süreci" olarak adlandırdığını hatırlatan Sancar, iktidarın "Terörsüz Türkiye" kavramının toplumda endişe yaratabileceğini ifade etti.
Milletvekili Sancar, mevcut barış sürecinin dünya üzerindeki diğer örneklerden temel bir farka sahip olduğunu belirterek, bu farkın silah bırakma aşamasının sürecin en başına alınmış olması olduğunu dile getirdi. Daha önceki süreçlerde önce sorunun çözümüne yönelik adımların atıldığını, ardından silahların bırakıldığını hatırlatan Sancar, 27 Şubat çağrısının ise doğrudan çatışmayı bitirerek çözüm yolunu açmayı hedeflediğini sözlerine ekledi. Ancak bu durumun zihinlerde "silahlar bırakıldıktan sonra çatışmayı doğuran asıl sebepler nasıl çözülecek?" gibi haklı ve güçlü soruları da beraberinde getirdiğini kabul etti. Şiddetin sonlandırılmasından sonra demokratik siyasetin ve hukukun devreye girerek bu köklü sorunları nasıl çözeceğinin, sürecin en kritik politik kavşağını oluşturduğunu söyledi.
Siyasi hedeflere ulaşma mücadelesinde şiddetin değil, demokratik ve özgür siyasetin esas alınması gerektiğine dikkat çeken Sancar, bu yönelim değişikliğinin yasal zeminlerle desteklenmesinin şart olduğunu ifade etti. Sancar, silah bırakan kişilerin siyasi programlarını rafa kaldırmalarını beklemenin mantıksız olduğunu, onların demokratik siyasete entegre olmalarının yasal yollarla güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Çıkarılması planlanan yeni çerçeve yasanın öncelikli olarak gerçek anlamda kapsayıcı ve bütünlüklü bir silahsızlanmayı sağlaması gerektiğini, eksik veya yarım bir düzenlemenin sürece zarar vereceğini söyledi. Bu yasanın aynı zamanda eski mücadelecilere siyasi, sosyal ve ekonomik hayata uyum sağlayacakları entegrasyon mekanizmalarını da barındırması istedi.
Siyasetin ağır işleyişi ve süreçteki olası gecikmeler konusunda da önemli uyarılarda bulunan Sancar, bu barış fırsatının heba edilmesinin tarihi bir vebal olacağını vurguladı. Orta Doğu'daki hızla değişen jeopolitik dengelerin ve bölgesel ittifakların her an transformasyona uğrayabileceği bir ortamda, mevcut barış şartlarının kalıcı olmayabileceği riskine işaret etti. Bu nedenle, çerçeve yasanın mevcut yasama dönemi bitmeden Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geçmesinin hayati önem taşıdığını belirtti. Aksi takdirde, sürecin yarım kalması durumunda hem Kürtler hem de Türkler başta olmak üzere bölgedeki tüm halkların büyük bir tarihi şansı kaybedeceği uyarısında bulundu.
Sancar, süreçte karmaşık formüller yerine uygulanabilir, pratik ve sürecin temel mantığına uygun adımların atılması gerektiğini, aksi halde siyasi yürüyüşün durabileceğini aktardı. Barış üçgeni kavramının aynı zamanda kalıcı bir barış hukukunun da temelini oluşturduğunu ifade ederek, hukuki altyapının sağlam inşa edilmesinin şart olduğunu sözlerine ekledi. Toplumun farklı kesimlerinde yaşanan güvensizlik ve şüphe dalgalarının ancak şeffaf, cesur ve kararlı adımlarla aşılabileceğini, sürecin sadece güvenlik eksenli değil, demokratik ve insani bir eksenle yürütülmesinin şart olduğunu belirtti. Tüm bu adımların, yalnızca bir silahlı grubun dağıtılmasından ziyade, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve kalıcı bir toplumsal huzurunun tesisi için atılması gereken medeni adımlar olduğunu özetledi.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okuindyturk.com