Irak'ın başkenti Bağdat'ta bulunan ve hükümet binalarının yoğunlaştığı yüksek güvenlikli Yeşil Bölge, yolsuzluk karşıtı 'Fecr' operasyonunun başlamasının ardından adeta bir hayalet şehre döndü. Güvenlik kaynaklarının verdiği bilgiye göre, çok sayıda üst düzey yetkili, milletvekili ve nüfuzlu siyasi figür, tutuklanma korkusuyla bölgeyi terk etti veya tatillerini uzatarak geri dönmemeyi tercih etti. Daha önce bu bölgede ikamet eden bakanlar, üst düzey memurlar ve ailelerinin boşalttığı evlerde artık yalnızca birkaç koruma ve özel araçlar kaldığı belirtiliyor. Operasyonun, yasama dönemi tatiliyle aynı zamana denk gelmesi, yurt dışında bulunan ya da Hac farizasını yerine getiren pek çok yetkilinin Irak'a dönüşünü süresiz olarak ertelemesine neden oldu. Bu büyük çaplı kaçış, hükümetin kalan bakanlıkları doldurma çabalarını sekteye uğratacak bir siyasi krizin eşiğine ülkeyi getirdiği ifade ediliyor.
Hâlihazırda hükümet kabinesinin tam olarak oluşmaması ve dokuz bakanlık koltuğunun boş kalması nedeniyle Irak siyaseti zaten kırılgan bir süreçten geçiyordu. Ancak son tutuklama dalgası, meclis oturumlarına katılımın dramatic bir şekilde düşeceğine dair ciddi endişeler yarattı. Parlamento kaynakları, milletvekillerinin en azından yarısının tutuklanma veya yargılanma korkusuyla yaşadığı dehşet ve tereddüt nedeniyle yeni yasama döneminin ilk oturumlarını boykot edebileceğini öne sürüyor. Geçtiğimiz hafta 19 milletvekili için dokunulmazlıklarının kaldırılması amacıyla yargı talebi gönderilmesi, sadece mecliste değil, tüm siyasi arenada derin bir şok dalgası oluşturdu. Bu belirsizlik ve korku iklimi, hükümeti oluşturacak olan geriye kalan bakanların onaylanması için gereken yasal çoğunluğun sağlanmasını neredeyse imkansız hale getirmekte ve ülkeyi bir yönetim felaketine doğru sürüklemektedir.
Başbakan Ali el-İdî'nin bu anti-kampanyayı son derece hızlı ve kararlı bir şekilde başlatmasının arkasında önemli jeopolitik ve iç siyasi dinamiklerin yattığı değerlendiriliyor. Analistlere göre Başbakan İdî, önümüzdeki hafta planlanan kritik Washington ziyareti öncesinde, güçlü ve kararlı bir lider imajı çizmek istiyor. İktidara geldikten sonra iki aydan kısa bir süre içinde böyle geniş çaplı ve riskli bir operasyona imza atması, uluslararası kamuoyuna ve özellikle ABD'ye kendini kabul ettirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Ancak diğer yandan, Şii siyasi yelpazenin büyük bir kısmı ve özellikle Siyasi Çerçeve Koalisyonu, tutuklamaların tanklar ve ağır askeri teçhizat kullanılarak gerçekleştirilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Bu askeri(show of force) gösteri, geçmişteki darbe girişimlerini ve otoriter rejimleri hatırlattığı için ülkede siyasi tansiyonu daha da artırıyor.
Tutuklamalar ve istifalar doğrultusunda hükümetin kurulma sürecindeki dengeler tamamen bozulmuş durumda. Özellikle 17 milletvekiliyle mecliste temsil edilen 'Azım' bloğunun başkanı Mutanna es-Samarrai'nin tutuklanması, siyasi partileri aday belirleme sürecinde büyük bir tereddüte sürüklemiştir. Partiler, öne sürdükleri bakan adaylarının daha sonraki aşamalarda yolsuzluk dosyalarına karışıp tutuklanmasından endişe ederek, isimlerini açıklamaktan çekinmektedir. Ayrıca Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el-Cumeyli'nin verdiği itirafların kimi isimleri işaret edeceği merak konusu olurken, bu belirsizlik ortamında yeni bakan atamak büyük bir siyasi risk haline gelmiştir. Bu bağlamda, İçişleri Bakanlığı'nın kime verileceği, yapısının 'federal' bir forma dönüştürülüp dönüştürülmeyeceği ve Halklı Seferberlik (Haşd Şabi) güçlerinin statüsü gibi kritik konulardaki anlaşmazlıklar da çözümsüzlüğe mahkum edilmiş gibidir.
Irkçılık, mezhepsel dengeler ve aşiret dinamikleri üzerine kurulu Irak siyasetinde bu tür büyük çaplı yolsuzluk operasyonları her zaman devasa krizlere geitir. Başbakan İdî'ye destek veren ancak aynı zamanda devlete nüfuz eden Şii lider Mukteda es-Sadr'ın, hükümete silahın devlete teslimi ve yolsuzlukların aydınlatılması için tanıdığı 90 günlük süre yarılanmış durumdadır. Sadr'ın baskısı ve Washington'un beklentileri arasında kalan hükümet, bir yandan kabinesini tamamlamaya çalışırken diğer yandan derinleşen bir güven kriziyle boğuşmaktadır. Ülkenin eski dini liderinin cenaze töreni ve diğer geciken siyasi yükümlülükler de göz önüne alındığında, Bağdat yönetiminin Washington ziyaretinden önce kabineyi tamamlaması neredeyse imkansız bir senaryo olarak değerlendirilmektedir. Irak'ın geleceği, bu operasyonun ne kadar süreceığına ve siyasi iradenin bu şok dalgasından nasıl paçayı kurtaracağına bağlı görünmektedir.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okualmadapaper.net