İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Bilim

İspanya'da 4.6 Milyon Euroluk Koruma Projesi Faciası: 30 Kuğadan 1'i Hayatta

Paris-Normandie
WhatsApp

İspanyol bilim insanları, kuzey İspanya'nın Leon eyaletinde nesli kritik seviyede tükenmekte olan Kantabriya orman tavuğu (Urogallo cantabrique) alt türünü doğaya geri kazandırmak için iddialı bir programa imza attı. 1950'lerde binlerce bireye sahip olan bu görkemli kuş türünün günümüzde sadece 300 civarında kaldığı bildirildi. Koruma çalışması kapsamında, doğadaki yaban hayvanlarından toplanan yumurtalardan üretilen toplam 30 kuş, iklimlendirme parklarında bir süre tutulduktan sonra özenle doğaya salındı. Kuşların doğadaki hareketlerini ve hayatta kalma durumlarını detaylıca takip edebilmek için hepsine GPS cihazları takıldı. Oldukça kapsamlı hazırlanan bu koruma operasyonunun toplam maliyetinin tam 4.6 milyon Euro olduğu açıklandı; bu da kuş başına yaklaşık 150 bin Euro gibi devasa bir rakama denk geliyor.

Ancak altı aylık detaylı bir izleme sürecinin ardından ortaya çıkan sonuçlar, bilim insanları ve doğa koruma uzmanları için büyük bir hayal kırıklığı oluşturdu. Doğaya bırakılan 30 kuştan sadece bir tanesinin hayatta kalabildiği ve diğerlerinin tamamının doğanın acımasız gerçekleri karşısında yok olduğu tespit edildi. Yapılan incelemeler, 12 kuşun kurnaz tilkiler tarafından avlandığını, altısının yırtıcı kuşların pençesine düştüğünü ve dördünün ise sansarlara yem olduğunu ortaya koydu. Kalan yedi kuşun akıbeti ise tam olarak belirlenemese de doğada avlanma vakalarının kanıtlarını bulmanın GPS cihazlarıyla dahi her zaman mümkün olmadığı belirtildi. Ekip, bu yıkıcı sonuçlara rağmen umudunu tamamen yitirmemiş olsa da, yaşanan bu başarısızlıktan önemli dersler çıkarılması gerektiğinin altını çiziyor.

Aslında bu tür felaket sonuçlar, yaban hayvanı koruma tarihinde hiç de yabancı olduğumuz bir senaryo değil. 1997, 1998 ve 1999 yıllarında Fransa'da gerçekleştirilen ve aralarında Hauts-de-France bölgelerinin de bulunduğu yaklaşık bir düzine departmanı kapsayan geniş çaplı bir keklik operasyonu benzer bir fiyaskoyla sonuçlanmıştı. Av federasyonları tarafından yürütülen ve Ulusal Av ve Yaban Hayatı Ajansı (ONCFS) tarafından titizlikle denetlenen bu projede, her departmandan yıllık 30 yaban kekliği yakalanıp GPS kolyeleri takılarak anında doğaya salınıyordu. Ancak radyo takibiyle izlenen bu kekliklerin de büyük bir kısmı, birincil tehdit olan tilkiler başta olmak üzere çeşitli yırtıcılar tarafından hızla avlanarak ortadan kaldırılmıştı. O dönemde 100 hektarlık bir alanda ortalama 20 keklik çifti yaşarken, bu tarz koruma çabalarının ve avlanma baskısının yetersizliği neticesinde bugün bu sayının 5 çifte kadar düştüğü görülmektedir.

Tilki gibi yırtıcılar, bozulan ve parçalanan habitat ortamlarında avlanmak için rakiplerinden çok daha avantajlı ve elverişli koşullar bulabilmektedir. Ancak yazar, doğanın değişmez kurallarına atıfta bulunarak bir tilkinin her zaman bir tilki olarak kalacağını ve etobur doğasını asla değiştirmeyeceğini vurguluyor. Yazar, hayvanların sadece Noel zamanı pastalarında ve tatil reklamlarında vegan bir yaşam sürdüğünü ironik bir dille hatırlatarak, 12. yüzyıldan beri tilkinin bir yırtıcı olduğunu bilindiğini ifade ediyor. İspanyol bilim insanlarının bir sonraki salım operasyonundan önce bölgedeki yırtıcı popülasyonunu denetim altına almayı planladıkları öğrenildi. Ancak yazar, yırtıcı popülasyonlarının yoğun olduğu bölgelerde tuzaklama gibi nüfus kontrol yöntemlerinin uygulanmasının son derece meşakkatli olacağını ve büyük bir mücadele gerektireceğini belirterek durumu şüpheyle karşılıyor.

Günümüzde yırtıcıların korunmasına yönelik getirilen yeni yasal düzenlemeler genellikle çevre savunucuları tarafından büyük bir ilerleme olarak alkışlanırken, aynı kişiler avcı kuş popülasyonlarındaki dramatik düşüşten de şikayet etmektedir. İddialara göre tilkiler yalnızca tarla fareleriyle besleniyor olsa da, ara sıra 150 bin Euro değerindeki nadir bir orman tavuğunu reddetmeyecekleri açık bir gerçektir. Doğa koruma çalışmalarının ideolojik bir tavırdan ziyade tamamen pragmatik, akılcı ve yerel ekosistem dinamiklerine dayalı bir yaklaşımla ele alınması gerektiği savunuluyor. Kuşların ve diğer av türlerinin korunması konusu duygusal veya politik söylemlerden arındırıldığında, yaban hayatının dengesi konusunda gerçek anlamda somut adımların atılabileceği sonucuna varılıyor. Aksi takdirde, milyonlarca Euro harcanarak gerçekleştirilen devasa projeler, doğanın amansız av-avcı döngüsü karşısında sadece pahalı birer hayal kırıklığına dönüşmeye devam edecektir.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okuparis-normandie.fr

İlgili haberler