İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Kültür & Sanat

Kadir İnanır'ın Ardından: Ölüm ve Hayat Üzerine Düşünceler

Günışığı Gazetesi
WhatsApp

Geçtiğimiz günlerde Türk sinemasının usta oyuncusu Kadir İnanır'ı kaybettik. Sert bakışlarının ardında merhamet saklayan, adaletsizliğe boyun eğmeyen bu büyük sanatçı, Anadolu insanını doğallığıyla perdeye taşıyan ender isimlerden biriydi. Onun vefatı, sadece bir oyuncunun ayrılışı değil, aynı zamanda çocukluğumuzdan bir parçanın daha sessizce çekip gitmesi gibiydi. Seksenli yılların çocukları olarak, Yeşilçam filmleriyle büyüdük ve bu filmler bize iyiliği, kötülüğü, dostluğu ve merhameti öğretti. Kadir İnanır da bu öğretinin önemli bir parçasıydı.

Yeşilçam'ın altın çağında, Kemal Sunal, Münir Özkul, Adile Naşit, Tarık Akan, Cüneyt Arkın, Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın ve Hulusi Kentmen gibi birçok unutulmaz isim vardı. Her biri farklı bir değeri temsil ediyordu: güldürürken düşündüren, umut olan, cesaret veren, duru güzelliğiyle büyüleyen... Şimdi bu isimleri birer birer geçmiş zaman cümleleriyle anıyoruz. Çoğu aramızdan ayrıldı, kalanların ise eski hallerinden eser yok. Heraklitos'un dediği gibi değişim kaçınılmaz.

Aslında değişen sadece onlar değil, biz de değişiyoruz. Çocukluğumuzun kahramanları birer birer ayrılırken, zaman bize de aynı gerçeği hatırlatıyor: Ölüm, üzerinde tartışamayacağımız ender gerçeklerden biridir. İnsan birçok şeyi inkâr edebilir, ama ölümü inkâr edemez. Madem ölüm er ya da geç hepimizin kapısını çalacak, o halde ara sıra durup kendimize sormamız gerekmiyor mu: Bir kırgınlık için kaç günümüzü harcadık? Bir inat uğruna kaç güzel dostluğu yitirdik? Önemsiz meseleleri büyüterek kaç güzel günü kaçırdık?

Belki de hayatın en büyük yanlışı, hiç bitmeyecekmiş gibi yaşamaktır. Oysa ömür, ertelenmeyecek kadar kısa; kırılmaya, küsmeye değmeyecek kadar kıymetli. Elbette hayat sadece gezmek, eğlenmek değildir; sorumluluklarımız, mücadelemiz ve yüklerimiz var. Ama bütün bunların arasında bir çocuğun kahkahasını duymayı, anne babamızın sesini dinlemeyi, dostlarımızla aynı sofrayı paylaşmayı, demli bir çayın tadını çıkarmayı, gün batımını seyretmeyi de ihmal etmemeliyiz. Çünkü yıllar geçince insan şunu anlıyor: Geriye banka hesapları değil, güzel hatıralar kalıyor.

Bugün Kadir İnanır'ın ardından hüzünlenirken aslında kendi ömrümüze de bakıyoruz. Eksilen sadece sanatçılar değil; çocukluğumuz, gençliğimiz ve hatıralarımız da yavaş yavaş mazideki yerini alıyor. Belki de tam da bu yüzden küçük şeylere takılıp hayatı tüketmeye değmez. Sevdiklerimizi ertelemeye değmez. Affedebilecekken kin taşımaya hiç değmez. Çünkü ölüm hayatın değişmeyen gerçeği ise, yaşamak da bize verilmiş en büyük nimettir. Öyleyse ömür biterken değil, sürerken kıymetini bilelim.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okugunisigigazetesi.net

İlgili haberler