İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Dünya

Karbon Tutmanın İklim Krizini Çözmesi Neden Imkansız?

ProPublica
WhatsApp

Küresel liderler ve devlet yetkilileri, iklim değişikliği krizini çözmek için büyük ölçüde teknolojik gelişmelere bel bağlamaktadır. Bu teknolojik çözümler arasında en öne çıkan ve popüler hale gelen fikir, atmosferdeki karbon kirliliğini yakalayıp onu yer altında kalıcı olarak gömmektir. İlk bakışta bu yöntem, hem sanayi üretimini durdurmadan hem de mevcut yaşam tarzımızı sürdürerek sera gazı emisyonlarını azaltmak için son derece pratik ve uygulanabilir bir strateji gibi görünebilir. Ancak konuya ilişkin derinlemesine analizler ve bilimsel değerlendirmeler, bu teknolojinin mevcut sınırları düşünüldüğünde bekleneni gerçekleştirmesinin düşünülebilir bir şekilde imkansız olduğunu ortaya koymaktadır. Ne yazık ki, düşük karbonlu bir geleceğe geçişte bu tür hızlı çözümler, toplumları ve yöneticileri yanıltarak gerçek ve acil önlemlerin alınmasını geciktirebilmektedir.

ProPublica ve Drilled tarafından yürütülen kapsamlı bir soruşturma, karbon yakalama ve depolama (CCS) teknolojisinin savunucularının kasıtlı veya kasıtsız bir şekilde kritik gerçekleri göz ardı ettiğini ortaya çıkarmıştır. Kırk yılı aşkın bir süredir, petrol şirketleri, halkın fosil yakıt kullanımını durdurmasını gerektirmeyecek iklim değişikliği "çözümleri" bulmak için prestijli üniversitelerde büyük miktarda araştırmaya finansman sağlamaktadır. Bu şirketler, kendi faaliyetlerini sürdürmeye devam edebilmek için CCS teknolojisinin potansiyelini abartmış ve kanıtlara rağmen dünyayı bu yöntemin işe yarayacağına ikna etmeye çalışmışlardır. Oysa teknolojinin şu anki vizyonlanan ölçekte çalışabilmesi için dünyanın hayal bile edilemeyecek kadar devasa finansal, fiziksel ve zaman kaynaklarını seferber etmesi gerekmektedir. Üstelik tüm bu devasa kaynaklar ve çabalar harcansa bile, böyle muazzam miktardaki karbondioksiti yer altında güvenli ve kalıcı bir şekilde hapsetmenin teknik olarak imkansız olabileceği belirtilmektedir.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) gibi saygın kurumların iyimser projeksiyonlarına rağmen, teknolojinin sahada gerçek hayatta uygulanması hiçbir zaman hedeflenen seviyelere yaklaşamamıştır. Örneğin 2008 yılında IEA, tehlikeli seviyelerdeki küresel ısınmayı önleyebilmek için 2025 yılına kadar her yıl dünya genelinde 1.6 milyar ton karbondioksitin yer altına gömülmesi gerektiğini öngörmüştü. Ancak bugün gelinen noktada, küresel olarak kalıcı olarak depolanan CO2 miktarı, tek bir büyük santralin bir yıl içinde atmosfere yaydığı karbondioksitten bile daha azdır. Buna rağmen küçük çaplı laboratuvar testleri ve denemeler başarılı sonuçlar verdiği için, CCS savunucuları teknolojinin küresel ölçekte de her an patlama yapabileceği yönünde temelsiz bir iyimserlik yaymaktadırlar. Ayrıca, uluslararası toplumun iklim krizine verdiği yanıttaki yavaşlık ve mevcut politik tıkanıklıklar, decision-makers'ı yani karar vericileri bu tamamen deneysel teknolojiye bel bağlamak zorunda bırakmaktadır.

Karbon tutma teknolojisinin etkinliğini kanıtlamak için bazı uzmanlar, petrol çıkarırken yer altına basılan CO2 süreçlerini örnek olarak göstermeye çalışmaktadır. Ancak bilim insanları ve araştırmacılar, geliştirilmiş petrol geri kazanımı (enhanced oil recovery) adı verilen bu işlemin aslında karbonu kalıcı olarak depolamak için tasarlanmadığını açıkça vurgulamaktadır. Tam aksine, bu süreç daha çok eski petrol kuyularundan verimliliği artırarak daha fazla fosil yakıt çıkarılmasını sağlamak amacıyla kullanılmakta ve çok daha az sıkı bir şekilde denetlenmektedir. Dolayısıyla bu tür endüstriyel uygulamalar, CCS'nin gerçek bir iklim krizi çözümü olarak başarı gösterdiğine dair yanıltıcı bir algı yaratmaktadır. Bu yanıltıcı algı, dünya ülkelerinin fosil yakıtlardan hızla uzaklaşma gibi zor ama elzem olan önlemleri ertelemesine neden olan tehlikeli bir bahane işlevi görmektedir.

Buna rağmen, günümüzde küresel liderler karbon yakalama teknolojisine her zamankinden daha fazla güvenmekte ve geleceğin iklim stratejilerinin merkezine yerleştirmektedir. Hatta Birleşmiş Milletler'in en son yayımladığı küresel iklim değerlendirme raporlarında kullanılan bilimsel modellerin, bu teknolojinin kaçınılmaz olarak başarılı olacağı varsayımı üzerine inşa edildiği görülmektedir. Bu modelleri hazırlayan Uluslararası Enerji Ajansı temsilcileri ve BM uzmanları, öngörülerinin aslında dünyanın aşırı küresel ısınmanın yıkıcı etkilerinden kaçınmak için ne yapması gerektiğini ve neyi başarması zorunda olduğunu yansıttığını savunmaktadır. Ancak bu yaklaşımın temelinde, halihazırda var olan ve gelişmiş olan yenilenebilir enerji ve verimlilik çözümlerinin yeterince hızlı scale edilememesinin yarattığı bir çaresizlik yatamaktadır. Sonuç olarak, karbon yakalama teknolojisinin tek başına iklim krizini çözebileceği yanılgısı, gezegenimizin geleceği için atılması gereken köklü ve dönüşücü adımları geciktiren büyük bir risk olmaya devam etmektedir.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okuprojects.propublica.org

İlgili haberler