İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Dünya

Kıbrıs Barosu: İngiliz Üslerinin Toprakları Geri Alınması İçin Güçlü Hukuki Dayanaklar Mevcut

In-Cyprus
WhatsApp

Kıbrıs Barosu, İngiltere'nin adadaki askeri üslerinin statüsünü yeniden görüşmek için uluslararası hukukta güçlü argümanlar bulunduğunu ilan etti. Karar, 25 Haziran'da başkent Lefkoşa'da düzenlenen bir konferansın ardından alındı. Baro Birliği Başkanı Michalis Vorkas, hukuk ve adalet rehberliğinde Kıbrıslı halkın haklarının sürekli olarak araştırılması gerektiğini vurguladı. Vorkas, halkın tarihi belleği ve fedakarlıklarının bu hakların peşinden koşulmasını zorunlu kıldığını ifade etti. Birlik ayrıca konunun uluslararası hukuk perspektifinden bilimsel ve kanıta dayalı bir şekilde ele alınmasını teşvik etti.

İngiliz Üsleri'nin geleceği, İran üretimi Shahed tipi bir insansız hava aracının 2 Mart'ta RAF Akrotiri üssüne çarparak bir hangara isabet etmesi sonrasında gündeme oturdu. Bu olay, tesiste kısmi tahliye edilmesine neden oldu. Kıbrıs Cumhuriyeti, İngiltere'nin üslerin saldırı amacıyla kullanılmayacağına kamuoyu önünde net bir açıklama yapmamasını kınadı. İngiltere'nin, saldırı öncesinde Kıbrıslı yetkilileri uyarmayı reddetmesi ve bölgede tehlike altında bulunan yaklaşık 1.000 nüfuslu bir köyün varlığını görmezden gelmesi nedeniyle Kıbrıs yönetimi derin bir endişe duyduğunu dile getirdi. Bu olay, adanın statüsüne ilişkin tartışmaları alevlendirerek Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in üslerin geleceği konusunda bir diyalog çağrısında bulunmasına yol açtı.

Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, konuyu uluslararası sahnelere taşıyarak İngiltere ile diyalog çağrısında bulundu. Hristodulidis, 20 Mart'ta Brüksel'de düzenlenen Avrupa Birliği liderler zirvesinde yaptığı konuşmada, İngiliz Üsleri'nin adada varlığını bir 'sömürge sonucu' olarak niteledi. Cumhurbaşkanı, konuyu kamuoyunda müzakere etme niyetinde olmadıklarını ancak statü konusundaki görüş alışverişinin başlatılması gerektiğini sözlerine ekledi. Buna karşılık, İngiltere Savunma Bakanlığı üslerin statüsünün yeniden görüşmelere açık olduğu yönündeki tüm iddiaları reddetti. İngiliz yetkililer, üslerin hiçbir zaman Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bir parçası olmadığını ve bu statüyü değiştirmeye niyetleri bulunmadığını savunarak konuya kesin bir sınırlama getirdi.

Kıbrıs hükümetinin konuya yaklaşımı da konuşulan konular arasındaydı. Göç ve Uluslararası Korumadan Sorumlu Başbakan Yardımcısı Dr. Nikolas A. Ioannidis de konferansta hitap ederek hükümetin stratejisini netleştirdi. Ioannidis, hedeflerinin uluslararası hukuk çerçevesinde yapılandırılmış bir diyalog yürütmek olduğunu vurguladı. Bu söylemler, Kıbrıs'ın konuya askeri veya duygusal değil, yalnızca yasal ve diplomatik bir mercekten yaklaştığını gösteriyor. Kıbrıs Akademisi Başkanı ve Lefkoşa Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Achilles Emilianides, kurulduğundan bu yana hukuki tartışmalara konu olan 'Kuruluş Antlaşması'nın yeniden müzakere edilmesi için yasal bir çerçeve sundu. Emilianides'in çalışmaları, adanın bağımsızlık sürecinde imzalanan uluslararası antlaşmaların modern çağda nasıl yeniden değerlendirilebileceğine dair detaylı bir analiz sunuyor.

Daha geniş kapsamlı hukuki perspektifler de masaya yatırıldı. Kıbrıs Cumhuriyeti Eski Başsavcısı ve Eski Yargıç Costas Clerides, Uluslararası Adalet Divanı'ndan bir Danışma Görüşü almak için yapılması gereken başvuru süreçlerini detaylandırdı. Clerides, konuyu Mauritius'un Chagos Adaları'nı geri alması örneğinden yola çıkarak inceledi. Bu örnek, İngiltere'nin Mauritius'a adaların egemenliğini iade etmesini sağlayan Danışma Görüşü sonucunda elde edilmişti. Foley Hoag LLP'den Global Eş Başkanı Christina Hioureas da 'Mauritius'tan Kıbrıs'a: Self-determinasyona giden yol' adlı sunumunda bu emsalleri değerlendirdi. Hioureas'ın konuşması, Kıbrıs'ın adaletsiz statüden kurtulması için uluslararası mahkemelerden nasıl faydalanılabileceğini detaylı bir şekilde gösterdi. Bu emsaller, Kıbrıs'ın hukuki olarak son derece güçlü bir konumda olduğunu ortaya koyarak kararlılıkla ilerlemesine olanak tanıyor.

Baro Birliği'nin vardığı kilit sonuçlar, İngiliz Üsleri meselesinin tek bir hukuk kaynağı veya tek bir argümanla eleştirilemeyeceğini vurguluyor. Uzmanlar, sorunun çözümü için antlaşmalar hukuku, uluslararası örfi hukuk, sömürgeleştirmeyi sona erdirme ilkeleri ve halkların self-determinasyon (kendi kaderini tayin etme) hakkı kapsamlarında birleşik bir inceleme yapılması gerektiğini belirtti. Egemenlik konusundaki tartışmalarda, 'Egemen Üs Alanları' isminin uluslararası hukuk kapsamında gerçek bir egemenlik hakkı tanımadığı vurgulandı. Uzmanlar, İngiltere'nin bu bölgeler üzerinde yalnızca askeri amaçlarla sınırlı idari yetkiler kullanabildiğini belirterek mevcut düzenin modern hukuk ile uyuşmadığını savundu.

Daha da temel bir düzeyde, konuşmacılar 1960 antlaşması çerçevesinin Kıbrıslı halkın özgür ve gerçek iradesini yansıtmadığını ve üslerin topraklarının Cumhuriyet'ten ayrılmasının sömürgeleştirmeyi sona erdirme ilkeleriyle bağdaşmadığını savundular. Son olarak, halkların self-determinasyon hakkının uluslararası hukukta ihlal edilemez bir norm (jus cogens) statüsüne evrildiği belirtilerek bu durumun 1960 çerçevesinin geçerliliğini sorguladığı vurgulandı. Baro Birliği sonuç olarak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin modern uluslararası hukuk çerçevesinde İngiliz Üsleri meselesini yeniden ele almak için güçlü yasal argümanlara sahip olduğu sonucuna vardığı bildirildi.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okuen.philenews.com

İlgili haberler