Kıbrıs Gazeteciler Sendikası, İngiliz Üsler Mahkemesi yargıcının tutumunu sert bir şekilde kınadı.

Kıbrıs Gazeteciler Sendikası (UCJ), 2 Temmuz 2026 Perşembe günü Dhekelia mahkemesinde yapılan bir tutukluluk duruşması sırasında İngiliz Egemen Üs Bölgesi yargıcı Carl Gunsley'nin muhabirlere karşı sergilediği tavırlar üzerine derin endişelerini dile getirdi. Yargıcın, Xylofagou bölgesinde kilitli bir aracın içinde bulunarak ölen iki çocuğun babasının duruşmasını takip eden gazetecilere yönelik davranışları, sendika yönetim kuruluna bilgi veren üyeler tarafından 'kışkırtıcı, tartışmacı ve kibirli' olarak tanımlandı. Olayın merkezinde, gazetecilerin adli süreçleri yerinde takip etme özgürlüğüne müdahale edildiği iddiası ve yargı organının basın mensuplarıyla ilişkilerinde söz konusu olan tansiyon yer almaktadır. Sendika, yargıcın duruşma odasında sarf ettiği sözlerin ve uyarıların, mesleki faaliyetlerini yerine getirmeye çalışan gazeteciler üzerinde adeta bir baskı unsuru oluşturduğunu vurgulamaktadır.
Yargıç Gunsley'nin, mahkeme saygınlığına aykırı davranan veya emirleri yerine getirmeyen gazeteciler hakkında 'suçlamada bulunabilecekleri' yönündeki sert uyarıları, UCJ tarafından 'haklı olmayan tehditler' olarak nitelendirildi. Sendikanın açıklamasında, gazetecilik mesleğinin hiçbir tehdit altında icra edilemeyeceği ve ifade özgürlüğünün hiçbir mahkeme ya da yargıç tarafından kısıtlanaması gerektiği belirtilerek, bu tür tavırların demokratik toplum standartlarıyla bağdaşmadığı dile getirildi. UCJ yönetim kurulu, benzer olayların yakın zamanda da yaşandığını hatırlatarak, yargı erki ile medya arasındaki ilişkilerin iş birliği ve karşılıklı saygı temelinde yürmesi gerektiğini savundu. Gazetecilerin haber alma ve halkı bilgilendirme görevini yerine getirirken maruz kaldıkları bu tür engellemelerin, hangi makamdan gelirse gelsin, kabul edilemez olduğu vurgulandı. Sendika, söz konusu davranışların modern hukuk anlayışına aykırı olduğunu ve başka döneme ait 'sakat bir zihniyeti' temsil ettiğini ifade etti.
Mahkemenin asıl gündemi, yaşları 8 ve 10 olan iki kardeşin Xylofagou'da park halindeki bir arabanın içinde sıkışarak hayatlarını kaybetmesine ilişkin duruşmaydı. Olayın trajik detaylarına göre, çocukların babası olan 30 yaşındaki şüpheli hakkında 'dikkatsiz ve tedbirsiz davranışla ölüme neden olmak' suçlamasıyla iki ayrı dava açıldı. Duruşmada savunma tarafının yaptığı kefalet başvurusunu değerlendiren Yargıç Gunsley, delillerin ağırlığı ve sanığın kaçma riskinin bulunması nedeniyle bu talebi reddetti. Sanığın İngiliz Üsler Bölgesi ile yeterli bağlarının olmadığı gerekçesiyle, davaların başlayacağı 16 Temmuz tarihine kadar tutukluluk haline devam edilmesine karar verildi. Bu tutukluluk kararı, yerel toplulukta ve hukuk çevrelerinde olayın ciddiyetini ve hukuki sürecin ne denli sert işleyebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Hukuki prosedürler açısından olayın ilginç bir yönü de, davanın yargı yetkisinin Kıbrıs Cumhuriyeti mahkemelerinde değil, İngiliz Egemen Üs Bölgesi (SBA) mahkemelerinde bulunmasıdır. Çocukların ölümlerinin, Birleşik Krallık'ın egemenliği altında bulunan ve kendi yasalarına göre yönetilen Dhekelia Egemen Üs Bölgesi sınırları içinde gerçekleşmesi, davayı İngiliz hukukunun uygulama alanına sokmaktadır. Üs Bölgesi içinde işlenen suçlar, genellikle Episkopi ve Dhekelia'da bulunan SBA mahkemelerinde yargılanmakta, bu da Kıbrıs'ın geri kalanındaki yasal sistemden bir ayrışma yaratmaktadır. Bu durum, sadece haberin yasal zeminini değil, aynı zamanda uluslararası hukuk ve bölgesel egemenlik konularını da gündeme getirmektedir. Sanığın avukatı Andreana Klaedi, davaya bakacak üst düzey yargıcın İngiltere'den özel olarak bu duruşma için geleceğini belirterek, sürecin önemini ve protokolünü açıkça ortaya koydu.
Sonuç olarak, bu olay hem hukuki hem de mesleki açıdan Kıbrıs'ta önemli bir gerilim noktası oluşturmuştur. Bir yanda, iki çocuğun acı verici ölümüyle bağlantılı olarak yürütülen bir ceza yargılaması ve şüphelinin tutukluluk hali bulunurken, diğer yanda adli süreci izleyen basın mensuplarına yönelik sert yargısal müdahaleler gündeme gelmiştir. Kıbrıs Gazeteciler Sendikası'nın sert tepkisi, yargı organlarının kamu görevini yapan gazetecilere yaklaşım tarzının ne kadar hassas bir denge gerektirdiğini göstermektedir. Sendika, bu tür 'kolonyal tarzda' nitelendirilen tehditlerin basın özgürlüğüne darbe indirmesine izin verilmeyeceğini ve gazetecilerin haber yapma haklarının korunması için gereken tüm adımları atacaklarını kaydetmiştir. Bu davanın ilerleyen süreçte, hem çocukların ölümüne dair adli boyutlarıyla hem de yargı-basın ilişkileri açısından yakından takip edilmesi beklenmektedir.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okuen.philenews.com