
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İstanbul'da düzenlenen ve Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) iş birliğiyle gerçekleştirilen önemli bir konferansta olası Marmara depremine yönelik hazırlıkları açıkladı. Hilton İstanbul Bomonti Otel ve Konferans Merkezi'nde yapılan "Depremlerde Sağlığın Korunması-Deprem Acil Durum Yönetimi Yoluyla Sağlık Güvenliğinin Güçlendirilmesi" konulu DSÖ Bakanlar Konferansı'na ev sahipliği yapan bakanlık, uluslararası arenada Türkiye'nin deprem konusundaki tecrübesini ve yeni stratejilerini paylaştı. Bu toplantı, yalnızca yerel bir bilgilendirme olmaktan öte, küresel ölçekte deprem sonrası sağlık yönetiminin nasıl yapılması gerektiğine dair fikir birliğinin sağlandığı bir platform niteliği taşıdı.
Bakan Memişoğlu'nun en dikkat çekici açıklaması, beklenen büyük İstanbul depremi için tamamen yeni bir sağlık modelinin devreye alındığı yönünde oldu. Bu modelin, deprem anında ve sonrasındaki ilk kritik saatlerde sağlık hizmetlerinin aksamasını önlemek amacıyla özel olarak tasarlandığı vurgulandı. Sağlık altyapısının deprem direncinin artırılması, sahra hastanelerinin hızlı kurulumu ve yaralıların sevk zincirinin daha etkin hale getirilmesi gibi unsurların bu yeni sistemin temel taşlarını oluşturduğu belirtildi. Ayrıca, mevcut hastanelerin deprem güvenlik analizlerinin yapılarak güçlendirme çalışmaları kapsamında değerlendirildiği aktarıldı.
Konferansta Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri de söz alarak deprem bölgelerinde sağlık güvenliğinin sağlanmasının uluslararası bir öncelik olduğunu dile getirdi. DSÖ, Türkiye'nin yaşadığı son büyük depremlerden edindiği dersleri tüm dünya ülkeleriyle paylaşması açısından bu konferansı kritik bir fırsat olarak gördüğünü ifade etti. Örgüt yetkilileri, afet anında tıbbi lojistik, enfeksiyon kontrolü ve psikososyal destek gibi konularda standartlaştırılmış protokollere uyulmasının can kayıplarını azaltmada belirleyici rol oynayacağını hatırlattı. Bu sayede farklı ülkelerdeki acil durum ekiplerinin birbirleriyle uyumlu bir şekilde çalışabilmesinin hedeflendiği kaydedildi.
İstanbul'un depreme hazırlık sürecinde sağlık sektörü, belki de en kritik ve hayati rolü üstelenen alan olarak öne çıkıyor. Yedi milyonu aşkın nüfusuyla mega bir kent olan İstanbul'da olası bir 7 ve üzeri büyüklükteki depremin yol açacağı yaralı sayısının on binleri geçebileceği uzmanlar tarafından sıkça tartışılıyor. Bu devasa talebi karşılayabilecek kapasitede bir acil tıbbi müdahale ağının kurulması, salt hastane inşasıyla sınırlı kalmıyor; rather, ambulans filolarının genişletilmesi, stoklardaki tıbbi malzeme miktarının artırılması ve gönüllü sağlık personelinin koordineli bir şekilde sevk edilmesi gibi çok katmanlı bir planlamayı gerektiriyor. Yeni modelin, bu çok katmanlı yapının aksama yaşatmadan işleyebilmesi için çeşitli senaryolar üzerinden test edildiği biliniyor.
Özetle Sağlık Bakanlığının DSÖ ile birlikte düzenlediği bu üst düzey toplantı, Türkiye'nin deprem gerçeğini kaçınılmaz bir risk olarak kabul edip bunu proaktif bir şekilde yönetme kararlılığının en net göstergesi olarak değerlendiriliyor. Geçmiş afetlerde yaşanan sağlık hizmetleri aksaklıklarının ders çıkarılarak yeni sisteme entegre edildiği, uluslararası standartların da dikkate alındığı bu modelin, olası bir Marmara depreminde can kayıplarını minimize etmede büyük bir adım olması bekleniyor. Konferansın sonuç bildirgesinde, afet yönetiminde sağlık bileşeninin her zaman merkeze konulması gerektiği ve diğer tüm kamu hizmetlerinin bu vizyon etrafında şekillendirilmesi çağrısı yapıldı.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okuekonomim.com