İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Dünya

New York Transit İşçileri Sendikası ile MTA Arasındaki Sözleşme Görüşmeleri Çıkmaza Girdi

The Bronx Times
WhatsApp

Yaklaşık 40.000 New York şehir ulaşımı çalışanı temsil eden TWU Local 100 sendikası ile Metropolitan Transportation Authority (MTA) arasında süren toplu iş sözleşmesi görüşmeleri yaklaşık iki aydır bir sonuç alınamadan devam etmektedir. Taraflar, masadaki durumun nasıl ilerlediği konusunda birbirlerine tamamen zıt açıklamalar yaparak kamuoyunun önünde sert bir şekilde ayrışmaktadır. Sendik yönetimi, görüşmeleri adeta bir savaş alanına benzetirken; ulaşım otoritesi yetkilileri sürecin son derece rutin ve verimli bir şekilde işlediğini iddia etmektedir. Bu anlamdaki derin görüş ayrılığı, şehrin milyonlarca sakinini ilgilendiren metro ve otobüs sistemlerinde olası bir aksamanın habercisi olarak endişelere yol açmaktadır. Her iki tarafın da kamuoyunu kendi lehine etkileyebilmek için yaptığı açıklamalar, arka planda devam eden pazarlıkların ne kadar karmaşık olduğunu gözler önüne sermektedir.

TWU Local 100 Başkanı John Chiarello, sosyal medya üzerinden yayınladığı bir video ile görüşmelerdeki tıkanıklığı dile getirerek yönetimi sert bir dille eleştirmiştir. Chiarello, özellikle New York Valisi Kathy Hochul ve MTA yönetimini çalışanlara kabul edilemez koşullar dayatmakla suçlayarak tepkisini ortaya koymuştur. Sendika başkanına göre MTA'nın sunduğu teklif, enflasyon oranının oldukça altında kalan ücret artışlarını içermekte ve çalışanlardan geri alınacak haklarla doludur. Chiarello, bu unsurları doğrudan kabul edilemez çöp olarak nitelendirerek üyelerinin geçim sıkıntısını göz ardı eden bir yaklaşımı reddettiklerini vurgulamıştır. Bu çıkış, New York'un ulaşım ağının sorunsuz işlemesini sağlayan on binlerce işçinin giderek artan ekonomik baskılar altında ezildiğini göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Sendika tarafını en çok rahatsız eden konulardan biri, MTA'nın sağlık sigortası ve personel haklarına yönelik önerdiği maliyet artışları ve kısıtlamalardır. Yönetimin teklifi arasında mevcut çalışanların sağlık sigortası prim paylaşımlarını iki katına çıkarmak ve yeni işe alınacak personelin prim oranlarını yüzde on seviyesine çekmek gibi ciddi değişiklikler bulunmaktadır. Acil servis ziyaretleri için hastanelere yapılan başvurularda da işçilerden talep edilecek ücretlerin artırılması planlanmakta, bu durum çalışanların sağlıklarına erişimini zorlaştıracaktır. Ayrıca, 30 gün veya daha uzun süre izinli olan çalışanların kıdem haklarını kullanarak kendi çalışma rotalarını seçme önceliklerinin ellerinden alınmak istenmesi de büyük bir güven kırıcı unsur olarak değerlendirilmektedir. Tüm bu talepler, çalışanların hayat standartlarını ciddi şekilde düşürme potansiyeli taşıdığı için sendika tarafından kesin bir red cevabı almıştır.

MTA sözcüsü Tim Minton ise sendikanın bu sert çıkışlarına tamamen zıt bir tablo çizerek pazarlıkların soğukkanlılıkla sürdüğünü belirtmiştir. Minton, sürecin hiçbir şekilde bir savaş veya kriz olmadığını, aksine yolculara daha iyi hizmet sunabilmek amacıyla sendikla yürütülen üretken ve olağan bir diyaloğun parçası olduğunu ifade etmiştir. TWU International'ın başkanı John Samuelson ise MTA'nın yüzde dört olan enflasyon oranına rağmen üç yıl boyunca yıllık sadece yüzde iki maaş artışı önerdiğini açıklayarak bunu büyük bir taviz olarak nitelemiştir. Samuelson ayrıca, müzakereler sırasında MTA yönetiminin tek kişilik tren operasyonu (OPTO) sistemine geçiş gündemini masaya getireceğini öngördüklerini ve bunun istihdamı tehdit ettiğini dile getirmiştir. OPTO uygulaması, trendeki condüktörlerin yerini otomatik sistemlerin alması anlamına geldiği için, her pazarlık döneminde MTA tarafından gündeme getirilmesine rağmen sendikanın en fazla direndiği konuların başında gelmektedir.

Görüşmelerin arka planında, New York eyalet yasama meclisinin geçtiğimiz dönemde her metro hattında iki kişilik mürettebat zorunluluğunu getiren yasa tasarısını kabul etmesi yatmaktadır. Bu yasa, ulaşım işçilerinin iş güvencesini sağlamlaştıracak olsa da yürürlüğe girmesi için Valisi Kathy Hochul'un imzasına ihtiyaç duymakta ve Hochul geçtiğimiz yıl benzer bir tasarıyı veto etmiş bulunmaktadır. Yaşanan bu gerilim, New York banliyö demiryolu sistemi Long Island Rail Road'un işçi sendikalarının mayıs ayında gerçekleştirdiği üç günlük grevin hemen ardından gelmektedir. Yaklaşık sistemin işgücünün yarısını temsil eden bu sendikaların grevi ciddi aksaklıklara yol açmış, ancak sonunda taraflar bir anlaşmaya vararak servislerin yeniden başlatılmasını sağlamıştı. Tüm bu tarihsel arka plan ve bölgesel dinamikler düşünüldüğünde, önümüzdeki dönemde New York şehir ulaşımında yeni bir toplu iş sözleşmesinin sağlanabilmesi için her iki tarafın da tavizkar bir strateji izlemesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okuamny.com

İlgili haberler