Nature dergisinde yayınlanan son bir habere göre, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin (NIH) araştırma fonları dağıtım sürecinde önemli bir değişikliğe gidildi ve bu durum bilim dünyasında büyük bir endişe kaynağı haline geldi. Üst düzey sağlık yetkilileri tarafından zorunlu hale getirilen yeni inceleme mekanizmaları, daha önce onaylanmış yüzlerce hibe başvurusunu şu anda idari bir belirsizliğe sürüklemiş durumda. Süreç içerisinde başvuru sahiplerinin belgelerinde 235 adet 'istenmeyen' veya 'riskli' olarak belirlenen terimin aranması gibi yeni ve katı bir siyasi süzgeç uygulamaya konuldu. Söz konusu terimlerin varlığı, projelerin içeriklerinde herhangi bir bilimsel sorun olmasa bile, hibelerin otomatik olarak askıya alınmasına veya iptal edilmesine neden olabiliyor. Uzmanlar, bu yaklaşımın bilimsel araştırmaların tarafsızlığını ve kalitesini ciddi şekilde zedeleyebileceğini vurguluyorlar.
Söz konusu idari çıkmazın temelinde, başvuruların normal bilimsel hakem değerlendirmesini başarıyla geçmiş olmasına rağmen siyasi bir onay süzgecinden geçememesi yatıyor. Bir dönem sadece bilimsel liyakate ve proje değerine göre dağıtılan devlet fonları, artık üst düzey bürokratların siyasi inisiyatifine ve terim tabanli taramalarına bağlı hale gelmiş bulunuyor. Araştırmacılar, hakem onayından geçmiş projelerinin aylar süren bekleyişlerin ardından hâlâ finansman alamadığını belirterek, laboratuvar çalışmaları ve klinik deneylerin aksadığını ifade ediyorlar. Fonların gecikmesi veya iptali, bilim insanlarının özellikle zamana duyarlı alanlardaki kritik çalışmalarını yürütmelerini tamamen imkânsız hale getirmekte ve bu durum üniversiteler ile araştırma kurumlarında ciddi bir kafa karışıklığı yaratmaktadır. Süreçte şeffaflığın giderek azalması, araştırmacıların hangi kriterlere göre değerlendirildiklerini net bir şekilde anlayamamalarına yol açmaktadır.
Taranan 235 'istenmeyen' terimin tam listesi kamuoyu ile net bir şekilde paylaşılmamış olsa da, bu kelimelerin genel olarak toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik, kapsayıcılık ve bazı hassas toplumsal konulara atıfta bulunduğu düşünülmektedir. Bu durum, akademik özgürlükler ve ifade hürriyeti üzerinde giderek artan bir baskı ve 'soğutucu etki' (chilling effect) yarattığı için sivil toplum kuruluşları ve akademik çevirler tarafından şiddetle eleştirilmektedir. Araştırmacılar, siyasi olarak sakıncalı bulunabilecek kelimeleri kullanmaktan kaçınmak için bilimsel metinlerini sansürlemeye veya çalışma konularını değiştirmeye zorlanmaktadır. Bilimsel hakemlik sürecinin bu tür keyfi ve siyasi müdahalelerle geçersiz kılınmasının, bilimin doğasına aykırı olduğu ve ilerlemeyi engellediği düşünülmektedir. Dahası, bu kelimelerin belirsizliği, araştırmacıların kendi kendilerine oto-sansür uygulamalarına neden olarak bağımsız bilimsel araştırmaların temeline sarsıcı bir darbe indirmektedir.
Hibe başvurularının askıya alınması, ABD'deki tıp, biyoloji ve halk sağlığı alanlarında yürütülen hayati araştırmalar için çok ciddi, uzun vadeli ekonomik ve bilimsel fırsat maliyetleri doğurmaktadır. Gerekçe ne olursa olsun, finansmanın bu şekilde keyfi olarak durdurulması, bilim insanlarının kariyer planlamalarını altüst etmekte ve doktora sonrası genç araştırmacıların en yeteneklilerinin ülkeyi terk etmesine veya akademiden tamamen ayrılmasına yol açabilmektedir. Özellikle büyük ölçekli, çok yıllı ve çok kurumlu klinik çalışmalar, ani bütçe kesintileri veya belirsizlikler karşısında son derece kırılgan bir yapıya sahiptir. Aynı zamanda üniversiteler, geciken bu devlet fonları yerine özel sektörden alternatif gelirler bulmakta ciddi zorluk çekmekte ve bu durum bilimsel önceliklerin saptırılmasına neden olmaktadır. Uzun vadede bu tür sansür ve kısıtlama politikalarının, ABD'nin küresel bilim ve teknoloji alanındaki öncü konumunu zayıflatacağı ve inovasyonun yavaşlayacağı konusunda geniş bir fikir birliği bulunmaktadır.
Özetle, NIH üzerinden yürütülen bu yeni siyasi denetim mekanizması, bilimsel araştırmaların liyakat ve kanıta dayalı objektif kurallarla değil, ideolojik angajmanlar doğrultusunda şekillendirilme çabasının somut bir yansımasıdır. Fon dağıtımındaki bu şeffaflıktan uzak ve keyfi gecikmeler, bilimsel topluluğun geneli tarafından tepkiyle karşılanırken, ilgili kurumlara bağımsızlıklarını koruma ve süreçteki hataları düzeltme konusunda çağrılar artmaktadır. Araştırmacılar ve akademik örgütler, bilimsel hakemlik sürecinin siyasi çıkarlar veya ideolojik kıstaslara feda edilmemesi gerektiğini savunmaya devam etmektedirler. Bu tür idari engellerin kaldırılmaması halinde, halk sağlığını ilgilendiren en kritik konulardaki yenilikçi çalışmaların yıllar boyunca geri kalma riski bulunduğu belirtilmektedir. Gelecekteki bilimsel ilerlemenin, bu tür siyasi müdahalelerden arındırılmış, tamamen özerk bir finansman ve değerlendirme ortamına ihtiyaç duyduğu açıktır.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okunature.com