Tai Dağı'na 25 Milyonluk Bıçaklı Tel Örgü: Çin'de 'Proje Ekonomisi' İllüzyonu

Çin'in kutsal sayılan Tai Dağı (Taishan) manzara bölgesi, kaçak giriş yapan ziyaretçileri engellemek amacıyla tam 135 kilometre uzunluğunda, bıçaklı silindir tel örgüden oluşan bir bariyer inşa etti. Bu devasa proje, yaklaşık 25 milyon yuanlık (yaklaşık 3.5 milyon dolar) bir kamu kaynağının harcanmasıyla hayata geçirildi. Çevrimiçi platformlarda kullanıcılar, bu ürkütücü görünümü ve aşırı mühendisliği nedeniyle alaycı bir şekilde "Çin-Tayland sınırı" olarak nitelendirdi. Yazar Liu Yuanju, bu durumu yalnızca bir çevre veya güvenlik sorunu olarak değil, Çin'deki kamu maliyesinin nasıl işlediğine dair çok daha derin bir yapısal sorunun tipik bir örneği olarak değerlendiriyor. Olay, basit bir güvenlik tedbirinden ziyade, kamu kurumlarının bütçelerini büyütmek için başvurduklığı sistematik bir proje üretme kültürünün sonuçlarından biri olarak masaya yatırılıyor.
Yazar, birçok eleştirmenin tai Dağı'nın halka ait olması gerektiği ve ücretsiz erişime açık olması gerektiği gibi idealist argümanları öne sürmesini eleştiriyor. Tarihte ünlü şairler ve kaşifler bu dağlara özgürce gezmiş olsa da, modern dünyada dev bir turistik alanı işletmenin devasa maliyetleri vardır. Yolların bakımı, güvenlik sistemleri, teleferik altyapısı, elektrik ve iletişim hatlarının sürdürülmesi, atık yönetimi ve çevre koruması gibi unsurlar ciddi bir yatırım gerektirir. Bu nedenle, bu hizmetlerin finanse edilmesi için ziyaretçilerden bilet ücreti alınması son derece mantıklı ve haklı bir uygulamadır. Dolayısıyla sorunun özü, dağın halka ait olup olmadığı veya ücret alınıp alınmayacağı meselesi değildir; asıl mesele, alınan bu ücretlerin ve kamu kaynaklarının nasıl, neden ve ne verimlilikle harcandığıdır.
Matematiksel ve pratik açıdan bakıldığında, 25 milyon yuanlık bu tel örgü projesi tam bir ekonomik fiyaskodur. 2025 yılında dağa yaklaşık 8 milyon kişinin girdiği ve elde edilen toplam bilet gelirinin 630 milyon yuan olduğu düşünüldüğünde, kaçak girenlerin sayısı yaklaşık 16.000 ila 18.000 civarındadır. Bu durum, tel örgü dikilerek engellense bile kurtarılan tutarın yalnızca 1.4 milyon yuan civarında olduğu anlamına gelir. Bakım maliyetleri hiçe sayıldığında bile, devasa yatırımın kendini amorti etmesi 17 yıl sürecek. Üstelik bu tel örgüler paslanmaz çelik değil, galvanizli metal olduğundan, dağın zorlu hava koşulları altında birkaç yıl içinde paslanıp işlevini yitirecektir. İhtiyaç duyulduğunda ise basit bir makasla bile kesilebilecek kadar savunmasız olan bu sistem, inşa edilme amacına hizmet etmeyen tamamen gereksiz ve israf bir harcamadır.
İşte tam bu noktada yazarın "proje bilimi" veya "proje ekonomisi" adını verdiği Çin'e özgü kamu maliyesi hastalığı devreye giriyor. Özel bir şirket veya bireysel bir işletmeci aynı durumu yaşasaydı, maliyet-fayda analizini yapar ve bu kadar anlamsız bir yatırıma asla girişmezdi; çünkü özel sektör için mantıklı olmayan bir harcama yapılmaz. Ancak devlete veya yerel yönetimlere bağlı bir kamu kurumu olduğunda işler değişir. Kamu idaresinde temel amaç verimlilik veya kâr elde etmek değil, çoğu zaman kurumun bütçesini büyütmek, yeni projeler üretmek ve meşru yollarla harcama yaparak varlık göstermektir. Turistik alanın yöneticileri, tanıtım yaparak ziyaretçi sayısını ve geliri on kat artırsalar bile, bu kârdan kendilerine veya çalışanlarına doğrudan bir prim veya yüksek maaş olarak pay alamazlar. Ancak kuruma 25 milyon yuanlık bir "güvenlik projesi" olarak harcama çıkarıldığında, bu durum bürokratik genişleme, ihale dağıtımı ve kurumsal güç için yeni kapılar aralar.
Sonuç olarak, bu tür israf dolu "proje bilimi" vakalarının önüne geçilememesi, sistematik bir denetim eksikliğinin ve bürokratik yapının doğal bir sonucudur. Şeffaf ihale süreçleri, bağımsız denetim mekanizmaları ve güçlü bir kamuoyu denetimi şüphesiz bu tür ahmakça projeleri engellemekte kritik rol oynayabilir. Ancak yazar, bu sorunun temelinde halkın devasa doğal varlıkların sahipliğine dair sahip olduğu derin bir yanılgının yattığını iddia ediyor. İnsanlar, "dağlar tüm halkındır" inancıyla bu alanların özelleştirilmesine veya işletme haklarının devredilmesine şiddetle karşı çıkıyor. Oysa kamunun elinde tutulduğu bu "sahiplik" hissi, pratikte bireylere hiçbir ekonomik fayda sağlamadığı gibi, yukarıda örneklendiği gibi devasa kaynak israflarına da kapı aralıyor. Eğer bu alanlar gerçekten ticari bir anlayışla ve katı bir sorumluluk bilinciyle yönetilen kurumlara devredilseydi, bugün dağın yamaçlarında paslanmaya terk edilmiş 135 kilometrelik bıçaklı bir tel örgü serisi bulunmayacaktı.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okuchinadigitaltimes.netBu olay diğer kaynaklarda · 5
- Alman Demiryolları, Brenner Bağlantısı İçin Milyarlarca Euroluk Finansal Tampon PlanlıyorRuhr Nachrichten·
- İspanya'nın Tek Ağ Modeli, Malaga'yı Havacılıkta Zirveye TaşıyorThe Korea Herald·
- Türk Rivierası'nda 12 İskeleli Dev Deniz Ulaşım ProjesiBlitz·
- Nijerya Sektörü: Turizm Potansiyeli Ve Konaklama Endüstrisi İçin Gerekli ReformlarThisDay·
- Çin, çölleşmeye karşı 400 kilometrelik devasa güneş enerjisi duvarı inşa ediyorHalk TV·