
Ekonomist İstihbarat Birimi'nin (EIU) her yıl düzenli olarak yayımladığı Küresel Yaşanabilirlik Endeksi'nin 2026 yılı sonuçları açıklandı. Bu kapsamlı araştırma, dünyanın dört bir yanındaki şehirlerin yaşam koşullarını çeşitli kritik metrikler üzerinden değerlendiriyor. Söz konusu değerlendirmeler; sağlık hizmetlerinin kalitesi ve erişilebilirliği, eğitim standartları, kültürel ortam, altyapı kalitesi ve çevresel faktörler gibi başlıkları içeriyor. Bu yılki endeks, küresel çaptada 173 farklı şehrin detaylı bir analizini mercek altına alıyor. Her bir kategoride şehirlere 1'den 100'e kadar puanlar verilirken, bu puanların toplamı o kentin genel sıralamadaki yerini belirliyor. Sonuçlar, küresel dengelerin ve bölgesel krizlerin kentsel yaşam kalitesi üzerindeki derin etkilerini gözler önüne seriyor.
Bu yılın listesinde zirve büyük bir surprise olmadan Danimarka'nın başkenti Kopenhag oldu. Kopenhag, sunduğu üst düzey altyapı, mükemmel kamu hizmetleri ve yüksek hayat standardı ile zirvedeki yerini korumayı başardı. Buna zıt bir şekilde, listenin en altında ise Suriye'nin başkenti Şam yer aldı. Uzun yıllardır süregelen iç savaşın ve yıkıcının etkilerinin hüküm sürdüğü Şam, maalesef dünyanın yaşanması en zor şehri unvanını elde etti. Listeye genel olarak bakıldığında, istikrarlı siyasi yapıya ve güçlü ekonomilere sahip Avrupa ülkelerinin şehirlerinin üst sıralardaki ağırlığını koruduğu görülüyor. Ancak bu geleneksel sıralama her yıl değişebildği için, özellikle Asya ve Uzak Doğu'dan yükselen şehirler de dikkat çekiyor.
Yaşanabilirlik raporunun en dikkat çekici bulgularından biri, Çin şehirlerinin gösterdiği müthiş yükseliş oldu. Çin'deki metropoller, siyasi ve ekonomik istikrar, güvenlik ile sağlık hizmetleri gibi alanlarda kaydettikleri büyük ilerleme sayesinde listede çarpıcı bir şekilde tırmanışa geçti. Bu durum, ülkenin son yıllarda kentsel dönüşüm, altyapı yatırımları ve yaşam standartlarını artırma konularında hayata geçirdiği devasa projelerin somut bir yansıması olarak yorumlanıyor. Çinli yetkililerin şehirleri daha yaşanabilir kılmak için sağlık ve güvenlik başta olmak üzere çeşitli kamu hizmetlerine yaptıkları yoğun yatırımlar, meyvelerini vermeye başlamış görünüyor. Dolayısıyla dünya çapında en çok iyileşme gösteren kentler arasında Çin şehirleri başı çekiyor.
Diğer yandan, rapor Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki şehirlerin büyük bir düşüş yaşadığına tanıklık ediyor. Bölgede yaşanan jeopolitik gerilimler ve özellikle İran'daki savaşın yarattığı olumsuz dalga, Körfez bölgesindeki istikrarı ciddi şekilde sarstı. Bu durum, doğrudan yaşam kalitesinin düşmesine ve bölgedeki birçok kentin endekste basamak kaybetmesine neden oldu. Umman'ın başkenti Maskat, tam 14 sıra gerileyerek bu yılın en büyük düşüşünü yaşayan şehri oldu. Onu 12 basamak ile Kuveyt'in başkenti ve 11 basamak gerileyen Ürdün'ün başkenti Amman takip etti. Bölgenin gözde metropolleri olan Dubai ve Abu Dabi de dörder sıra gerileyerek dikkat çekti.
Bölgedeki krizden en çok etkilenen kentlerden biri de hiç şüphesiz İran'ın başkenti Tahran oldu. İçinde bulunduğu jeopolitik ve ekonomik yıkımın bir sonucu olarak Tahran, dünyanın en kötü performans gösteren 10 şehri arasına gerileyerek listede kırmızı çizgileri aşmış oldu. Bu tablo, sadece askeri ve siyasi çatışmaların değil, bunların yarattığı ekonomik izolasyonun ve altyapısal çöküşün sıradan vatandaşların günlük yaşamını ne derece olumsuz etkilediğini acı bir şekilde kanıtlıyor. Orta Doğu'daki güvenlik endişeleri ve bölgesel savaşların, kentsel yaşam kalitesi üzerindeki yıkıcı etkilerinin ne kadar uzun soluklu olabileceği şimdiden tartışmaya açılmış durumda. Bu veriler ışığında, dünya genelinde barışın ve istikrarın korunmasının, yaşam kalitesinin artırılması adına atılacak en önemli adım olduğu bir kez daha anlaşılıyor.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okubanker.bg