Yunanistan'da Emekliler 6 Yılda Zamları Enflasyona Yenik: Korku ve Siyaset

Yunanistan'da Miçotakis hükümetinin en büyük siyasi ve iletişim başarılarından biri, emeklilerin oy potansiyelini son derece etkin bir şekilde yönetmesiyle ortaya çıkmıştır. 2023 genel seçimlerinde Yeni Demokrasi (ND) partisinin tek başına iktidar olmasını sağlayan en kritik kitle hiç şüphesiz emekliler olmuştur. Emekliler, partilere olan sadakatlerini tüm ayrıcalıklarıyla ortaya koymuş, ancak iktidar bu desteğe pratik ve somut ekonomik iyileştirmelerle karşılık vermemiştir. CEPAL ve IOBE kurumlarının ortaklaşa hazırladığı detaylı araştırmaya göre, 2019 ile 2025 yılları arasındaki altı yıllık dönemde emeklilerin reel geliri tamamen donmuş durumdadır. Bu durum, ülkede geçmişten gelen ve artık kanıksanmış olan kemer sıkma politikalarının emekliler üzerindeki somut ve acımasız bir yansıması olarak değerştirilmektedir.
Seçim dönemi anketleri ve çıkış yoklamaları (exit polls), hükümetin başarısının arka planını son derece net bir şekilde ortaya koymaktadır. 2023 seçimlerinin ikinci turunda Yeni Demokrasi'nin kazandığı zaferin temel direğinin emekli oyları olduğu resmi verilerle sabittir. Bu süreçte, eski Sol Syriza koalisasyonu mensubu ve eski bakan Ketrugalo'nun kamuoyuna yaptığı açıklamalar, emeklilerin korkularını tetikleyerek onları sağa iten en önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. Ketrugalo, 2015 ekonomik krizinin ardından gelen ve emeklilere ağır bedeller ödeten sosyal güvenlik reformlarını, yani kendi adıyla anılan kanunu savunarak seçmeni derinden rahatsız etmiştir. Bu iletişim stratejisi sayesinde seçmenin zihninde 2015 yılındaki ekonomik çöküşün travmatik hatırası taze tutulmuş ve bu durum mevcut hükümete paha biçilemez bir siyasi rant sağlamıştır. Ayrıca emeklilerin seçmen kitlesi içindeki artan oranı ve yaşlı nüfusun gençlere kıyasla çok daha yüksek katılım oranı (yüzde 25'lere düşen yoklama oranları), bu politik stratejinin başarısını perçinlemiştir.
Ne yazık ki, hükümete duyulan bu derin siyasi güven, emeklilerin günlük yaşamlarına veya cüzdanlarına herhangi bir olumlu yansıma bulamamıştır. CEPAL/IOBE araştırmasının bulguları, hükümetin tüm vaatlerine rağmen emeklilerin reel gelirleri açısından son derece acı bir tabloyla karşı karşıya kaldığını göstermektedir. Kamu sektöründe ortalama ana emekli maaşı 2019'da 1162 euro iken, 2025 yılında 1235 euro seviyesine yükselmiştir; ancak bu nominal artış yüzde 6,3 gibi düşük bir seviyede kalmıştır. Bu nominal artış, yıllar boyunca biriken yüksek enflasyon tarafından tamamen eritilmiş ve hatta reel anlamda emekli maaşlarının yaklaşık yüzde 11 oranında değer kaybetmesine neden olmuştur. Özel sektör emeklilerinde de benzer bir tablo gözlemlenmekte olup, maaşlar 730 avrodan 884 avroya çıkmış gibi görünse de enflasyonist baskı bu artışı neredeyse tamamen sıfırlamıştır. Sonuç olarak, yaşlı nüfusun alım gücü seviyesi, hem kemer sıkma dönemini hem de Miçotakis hükümetini geride bırakacak kadar ağır bir darbe almıştır.
Hükümetin emeklilere yaklaşımı, dönemin İngiliz Başbakanı Margaret Thatcher'a atfen yapılan sertlik vurgularıyla eleştirilmektedir. Tüm Avrupa ülkeleri ağır ekonomik krizlerin ve kemer sıkma programlarının yaralarını sarmaya başlarken, Yunanistan'da hükümetin elinde önemli mali fazlalar bulunmasına rağmen emeklilere yönelik tutum değişmemiştir. Bu acımasız politikaların altında kalan kesim, biyolojik olarak zamanları giderek daralan 65 yaş üstü vatandaşlardır; çünkü 2025 verilerine göre emeklilerin yüzde 86'sı bu yaş grubunu oluşturmaktadır. Ayrıca bu yaşlı nüfus, 2008 küresel finansal krizi ve ardından gelen banka iflasları sırasında oluşan ve hala varlığını sürdüren 'kötü' kredilerin ve özel borçların en ağır yükünü taşımaktadır. İcra yönetimi şirketlerine ve fonlara devredilen bu borçlar, kriz döneminde işlerini kaybeden ve günümüzde emekliliğe adım atan bireyleri derin bir mali çıkmaza sürüklemeye devam etmektedir.
Yunan siyasetinin arka planında hükümet, korku unsurunu en büyük ve en etkili silahı olarak kullanmaya devam etmektedir. Hükümet yetkilileri, özel anketler aracılığıyla emeklilerden gelecek desteğin bir sonraki seçimde de yüzde 40 gibi etkileyici bir seviyede kalacağını öngörmektedir. Bu beklenti, 2019-2025 döneminde reel gelirlerdeki dramatik düşüş ve artan özel borç baskısı göz önüne alındığında son derece şaşırtıcı bir senaryo olarak ortaya çıkmaktadır. Hükümetin bu sihirli başarısının temelinde, emeklilerin bilinçaltındaki 2015 krizi korkusunu sürekli canlı tutma stratejisi yatmaktadır. Seçmen üzerindeki bu manipülatif baskı, hükümetin ekonomik sıkıntıları görmezden gelmesine ve adil bir refah dağılımı yapmasına engel olan bir sığınağa dönüşmüştür. Sonuç olarak, Yunan siyasetinde korku, bireylerin kendi çıkarlarını görmelerini engelleyen, iktidarı ise sorumluluklarından kaçırmaya devam eden, her şeyden güçlü bir siyasi argüman olarak varlığını korumaktadır.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okuefsyn.gr