Akciğer Tümörleri Sinir Sinyallerini Çökerterek Kaxeksiyaı Tetikliyor

Kanser kaxeksiyesi, ileri evre kanser hastalarının büyük bir kısmını etkileyen ve hızlı kilo kaybı ile iştahsızlığa yol açan ciddi bir sendromdur. Uzun yıllar boyunca bu durumun temel olarak tümörün kana karışan moleküllerinin sistemik inflamasyonu tetiklemesiyle ortaya çıktığı düşünülüyordu. Ancak Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, bazı akciğer kanseri türlerinin bu süreci başlatmak için sinir sistemini kullandığını ortaya koyuyor. Araştırmacılar, tümörlerin prostaglandin E2 (PGE2) adı verilen bir molekülü salgılayarak akciğerdeki duyu nöronlarını aktive ettiğini keşfetti. Bu nöronlar, sinir sistemi üzerinden iştayı düzenleyen beyin sapı bölgelerine doğrudan sinyal gönderiyor. Bu bulgu, kansere bağlı halsizlik ve kilo kaybının temel mekanizmalarına dair mevcut bakış açısını kökten değiştiriyor.
Çalışmada en şaşırtıcı bulgulardan biri, hastaların kilo kaybını önlemek için uygulanan beslenme alışkanlıklarıyla ilgili oldu. Klinisyenler geleneksel olarak kanser hastalarının killerini korumaları için yoğun kalorili ve yüksek yağ içeren diyetler öneriyordu. Ancak fareler üzerinde yapılan deneyler, özellikle hayvansal yağ bakımından zengin yüksek yağlı diyetlerin kaxeksiyayı hızlandırdığını gösterdi. Araştırmacılar, bu durumun hayvansal yağların tümörlerdeki PGE2 üretimini artırmasından kaynaklandığını belirledi. Yüksek yağ tüketimi, prostatik inflamasyon sinyallerini şiddetlendirerek hastaların iştahını daha da kapatarak durumu kötüleştiriyor. Bu beklenmedik sonuç, kanser hastaları için beslenme tavsiyelerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gözler önüne seriyor.
Bilim insanları, tümörlerin bu sinirsel manipülasyon mekanizmasını solunum yolu enfeksiyonlarının davranışlarıyla karşılaştırdı. Grip veya bakteriyel akciğer enfeksiyonları sırasında, akciğerdeki duyu nöronları iltihaplanmayı algılar ve beyne doğrudan uyarılar göndererek hastanın iştahını keser. Akciğer tümörleri de enfeksiyon yokken vücudu kandırarak aynı biyolojik yolu kullanıyor ve hastanın yemek yeme içgüdüsünü baskılıyor. Bu süreçte kandaki dolaşan faktörler yerine, doğrudan tümör-beyin arasındaki nöral iletişim sorumlu tutuluyor. Bulgular, tümörlerin vücudun kendi savunma ve hastalık davranışları mekanizmalarını kendi lehine kullandığını kanıtlıyor.
Araştırma ekibi bu tezi kanıtlamak için akciğer ile beyin arasındaki iletişimi iki farklı yöntemle kesintiye uğrattı. İlk deneyde, farelerin vagus sinirinin bir dalı cerrahi olarak kesildi ve bu müdahale iştahsızlığı belirgin şekilde azalttı. Daha sonra kimyogenetik adı verilen ileri bir nörobilim tekniği kullanılarak, yalnızca beyne sinyal gönderen akciğer duyu nöronları seçili olarak devre dışı bırakıldı. Bu nöronlar susturulduğunda, farelerin kaxeksiyadan muzdarip olmamış gibi normal yeme, içme ve hareket etme davranışlarını sürdürdüğü gözlendi. Bu sonuçlar, kanserin neden olduğu zayıflık sendromunun sinir sistemi üzerinden hedeflenebilir ve durdurulabilir olduğunu net bir biçimde gösterdi.
Söz konusu bulgular, kanser kaxeksiyasının tedavisi için heyecan verici yeni terapötik kapılar aralıyor. Vagus sinirini cerrahi olarak kesmek pratik bir tedavi yöntemi olmasa da, bilim insanları farmakolojik çözümlere odaklanıyor. Örneğin, aspirin veya ibuprofen gibi geniş spektrumlu ilaçlar yerine yalnızca duyu nöronlarındaki spesifik prostaglandin reseptörlerini bloke edecek ilaçların geliştirilmesi planlanıyor. Ayrıca, vagus sinirini elektriksel olarak uyarmak için kullanılan ve FDA onaylı olan nöromodülasyon cihazlarının kanser hastalarında denenmesi de gündemde. Uzmanlar, bu yenilikçi yaklaşımların gelecekte kanser hastalarının yaşam kalitesini artırabileceğine ve tedavi süreçlerini kolaylaştırabileceğine inanıyor.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okuinsideprecisionmedicine.com