Bilim insanları, kurbağaları tekrar zehirli hale getirerek yok olmaktan kurtarmaya çalışıyor

Orta ve Güney Amerika'ya özgü olan ve doğal ortamında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Atelopus kurbağa türleri, bilim insanlarının öncelikli koruma hedefleri arasında yer alıyor. Bu canlılar, avcılarına karşı kendilerini savunabilmek için doğaları gereği son derece güçlü toksinler barındırıyor. Hatta bu zehir o kadar güçlüdür ki, tek bir kurbağanın sahip olduğu zehir miktarı binlerce fareyi öldürmeye yetebiliyor. Ancak kaydedilen tarihin en ölümcül vahşi yaşam patojeni olarak bilinen bir mantar türünün ortaya çıkması, bu türlerin nüfusunda yıkıcı bir düşüşe neden oldu. Bu krizin üstesinden gelmek ve türleri yaşatmak için bilim insanları, kurbağaları esaret altında üretme ve koruma yoluna gitti.
2017 yılında Panama Amfibi Kurtarma ve Koruma Projesi kapsamında, esaret altında üretilmiş 83 kurbağanın doğaya salındığı önemli bir adım atıldı. Ancak bu esaret ortamı, kurbağaları ölümcül mantardan başarılı bir şekilde korurken, beklenmedik ve oldukça kritik bir yan etkiyi de beraberinde getirdi. Doğaya salınan veya esaret altında yaşamaya devam eden bu kurbağalar, bir zamanlar kendilerini koruyan o güçlü zehirleri taşımıyorlardı. Toksinlerini kaybeden bu canlılar, doğal yaşam alanlarında avcılar için adeta savunmasız ve kolay bir av haline geldi. Bu durum, koruma çabalarının beklenen sonucu vermemesine neden olurken, bilim insanlarını yeni ve yaratıcı çözümler aramaya itti.
Panama Amfibi Kurtarma ve Koruma Projesi'nde görev yapan koruma biyoloğu Brian Gratwicke, bu temel sorunu çözmek için ekiplerine şu mizahi ama bir o kadar da yerinde soruyu yöneltiyor: 'Bu kurbağaları tekrar nasıl acı (zehirli) hale getirebiliriz?' Araştırmacıların şu anki temel odak noktası, vahşi doğada yaşayan kurbağalardaki zehir seviyelerini tespit etmek ve bu verileri esaret altında üretilenlerle karşılaştırmaktır. Imperial College London'dan kimyager Phillip Jervis, Smithsonian'ın Panama'daki laboratuvarında görev yaptığı süreçte bu alanda kritik bir saha çalışması yürüttü ve bir düzineyi aşkın kurbağa örneği topladı. Jervis, bu canlıların toksin salgılamasını sağlamak için her bir kurbağayı, içlerinde stres hormonu bulunan özel plastik poşetlere yerleştirerek gerekli kimyasal örnekleri başarıyla elde etti.
Bilim insanları, bu kurbağaların doğaları gereği nasıl zehirli hale geldiklerini henüz tam olarak çözebilmiş değiller. Araştırmacılar, zehrin kaynağının yaşadıkları çevresel faktörlerden, tükettikleri belirli bir alg türünden veya besin zincirinin gizemli bir parçasından geliyor olabileceğini düşünüyorlar. Bu nedenle araştırma ekibi, esaret altında yaşayıp doğaya salınan kurbağaların, kendi doğal habitatlarına geri döndüklerinde basitçe çevreden aldıkları besinler aracılığıyla toksinlerini yeniden kazanıp kazanamayacaklarını dikkatle inceliyor. Jervis şu anda laboratuvarda elindeki örnekleri detaylı bir şekilde analiz ederek, vahşi doğadaki kurbağalar ile esaret altında büyüyenler arasındaki kimyasal ve toksik farklılıkları ortaya çıkarmaya çalışıyor.
Toksinleri geri kazandırmak için uygulanan diğer deneysel yöntemlerden biri de, kurbağaların beslenme alışkanlıklarını manipüle etmek üzerine kuruludur. Bilim insanları, kurbağaların doğal avları olan güveleri laboratuvar ortamında özel olarak zehir enjekte ederek yetiştirdiler ve bu böcekleri kurbağalara yedirerek bir deney gerçekleştirdiler. Bu ilginç deney sonucunda kurbağların, zehirli böcekleri tükettiklerinde hayatta kaldıkları ve sindirim sistemlerinin bu toksinlere dayanıklı olduğu gözlendi. Ancak araştırmacılar hala bu beslenme müdahalesi yönteminin, kurbağaların vahşi doğadaki doğal akranlarındaki zehir seviyelerini tam olarak geri kazandırıp kazandıramayacağından emin değiller. Bu nedenle bilim dünyası, amfibi türlerini kalıcı olarak koruyabilmek için bu kritik kimyasal savunma mekanizmasının sırlarını çözmeye yönelik çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdürüyor.
Bu haber hakkında sor
Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.
Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.
Haberin tamamını kaynağında okumetro.co.uk