İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Bilim

Bilim İnsanları Yaşlandıkça Zamanın Neden Daha Hızlı Geçtiğini Açıkladı

Doğu Gazetesi
WhatsApp

Çoğu insan günlerin, haftaların ve hatta yılların göz açıp kapayıncaya kadar geçtiğini hisseder. Özellikle çocukluk yıllarında bitmek bilmeyen o uzun yaz günleri veya bitmek bilmeyen gibi gelen okul dersleri, yetişkinlikte yerini adeta bir anda kaybolan zaman dilimlerine bırakır. Bu algısal değişim yalnızca nostaljik bir his veya psikolojik bir yanılsama değildir. Aksine, zamanın akışına dair hissettiğimiz bu belirgin hızlanmanın altında yatan bilimsel ve fizyolojik sebepler bulunmaktadır. Duke Üniversitesi'nden Prof. Dr. Adrian Bejan'ın European Review dergisinde yayımlanan araştırması, bu ilginç fenomenin temel nedenlerini bilimsel olarak açıklamaktadır.

Prof. Bejan'ın araştırmasına göre, zaman algısındaki bu dramatik değişimin ana kaynağı beynimizin görsel bilgi işleme hızıdır. İnsan beyni, zamanın akışını çevresinde meydana gelen değişimleri ve yeni görüntüleri algılayarak ölçmektedir. Bebeklerin ve küçük çocukların beyinleri, etraflarında olup biteni inanılmaz bir hızda işleme kapasitesine sahiptir. Bu nedenle çocukluk döneminde birim zaman diliminde algılanan ve işlenen görüntü sayısı oldukça yüksektir. Çocukların dünyayı keşfetme arzusu ve sürekli yeni bilgi toplama halinde olmaları da bu yoğun görsel işleme sürecini destekler. Tam da bu yoğun veri akışı, çocukluk yıllarında zamanın sanki ağır akıyormuş gibi hissedilmesine neden olmaktadır.

Ancak insan yaşlandıkça, beynin görüntüleri işleme hızı belirgin bir şekilde yavaşlamaktadır. Yetişkin bir beyin, çocukluk dönemine kıyasla aynı zaman dilimi içinde çok daha az sayıda yeni görüntü algılamakta ve işlemektedir. Çevreden alınan uyarıcıların azalması ve rutinlerin yerleşmesi, beynin yeni bilgileri eskisinden çok daha yavaş bir tempoda değerlendirmesine yol açar. Saat ile ölçülen nesnel zaman matematiksel olarak her yaşta aynı hızda akmaya devam etse de, beynin bu kavramsal hız farkı algılanan süreyi doğrudan etkiler. Sonuç olarak, beynin birim zamandaki veri işleme kapasitesinin düşmesi, yetişkinlikte zamanın çok daha hızlı geçiyormuş hissini yaratmaktadır.

Zaman algısındaki bu hızlanmanın bir diğer önemli nedeni ise beynin fiziksel yapısındaki yaşa bağlı değişimlerdir. Yaş ilerledikçe, beyindeki karmaşık sinir ağlarının boyutları ve kapsamı giderek artmaktadır. Bu yapısal genişleme, elektrik sinyallerinin sinir hücreleri arasında kat etmesi gereken fiziksel yolu önemli ölçüde uzatır. Sinyallerin beyin içinde daha uzun mesafeleri aşmak zorunda kalması, doğal olarak bilgi işleme süresinin de uzamasına ve yavaşlamasına neden olur. Dolayısıyla yaşlanmayla birlikte beynin sahip olduğu büyük ve karmaşık ağ yapısı, kendi içindeki iletişim hızını fiziksel olarak geciktirmektedir.

Bunun yanı sıra, doğal yaşlanma süreci sinir sisteminde zamanla bazı mikroskobik hasarların birikmesine de zemin hazırlamaktadır. Bu hücresel düzeydeki yıpranmalar ve sinirlerde meydana gelen yapısal bozulmalar, zihinsel işlem hızını olumsuz yönde etkileyen kritik bir diğer faktördür. Tüm bu fiziksel ve nörolojik veriler ışığında, çocukluktaki upuzun günlerin bugün neden bir anda kaybolup gittiğinin cevabı son derece açık ve bilimsel bir temele dayanmaktadır. TÜBİTAK tarafından da aktarılan bu araştırma, zamanın akışına dair ortak insan deneyiminin aslında beyin biyolojisi ile yakından ilişkili olduğunu kanıtlamaktadır. Zaman herkes için aynı hızla akıyor olsa da, onu deneyimleme biçimimiz beynimizin yaşla birlikte değişen kapasitesine sıkı sıkıya bağlıdır.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okudogugazetesi.com

Bu olay diğer kaynaklarda · 1

RU

İlgili haberler