İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Sağlık

Nişasta Bazlı Şekerler Vücudumuzu Nasıl Etkiliyor?

Bilim Genç (TÜBİTAK)
WhatsApp

Nişasta bazlı şekerler (NBŞ), glikoz ve fruktoz şurupları olarak da bilinir ve nişastanın hidroliziyle elde edilir. Bu tatlandırıcılar, dünyada sakkarozdan sonra en yaygın kullanılan tatlandırıcı türlerindendir. Genellikle mısır, buğday, patates veya pirinç nişastasından üretilirler. Özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu, gıda endüstrisinde ucuz olması, raf ömrünü uzatması ve ürün dokusunu iyileştirmesi nedeniyle sıkça tercih edilir. Bu şekerler, gazlı içeceklerden bisküvilere, reçellerden hazır soslara kadar pek çok işlenmiş gıdada bulunur.

Pek çok kişi şeker denildiğinde yalnızca çaya eklenen beyaz şekeri düşünse de günümüzde tüketilen eklenmiş şekerin önemli bir kısmı işlenmiş gıdalardan gelir. Üstelik bu ürünler bazen "sağlıklı", "doğal" veya "meyveli" gibi ifadelerle pazarlanabildiği için tüketici farkında olmadan fazla miktarda şeker tüketebilir. Bu durum, özellikle ultra işlenmiş gıdaların yaygınlaşmasıyla daha da belirgin hale gelmiştir. Tüketicilerin etiket okuma alışkanlığı kazanması, bu noktada büyük önem taşır.

Glikoz ve fruktozun metabolizma üzerindeki etkileri farklıdır. Glikoz vücut hücreleri tarafından doğrudan enerji kaynağı olarak kullanılabilirken, fruktoz büyük oranda karaciğerde metabolize edilir. Karaciğerin yüksek miktarda fruktoza sürekli maruz kalması, yağ üretimini artırabilir ve alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı, insülin direnci, tip 2 diyabet ve metabolik sendrom riskini yükseltebilir. Ayrıca aşırı şeker tüketimi, obezite ve kronik inflamasyon yoluyla bazı kanser türleriyle de ilişkilendirilmiştir.

Sıvı formdaki şekerli içecekler, özellikle gazlı içecekler ve enerji içecekleri, kısa sürede yüksek miktarda şeker alımına neden olur. Bu içecekler tokluk hissi sağlamadığı için kişi farkında olmadan günlük enerji ihtiyacının çok üzerinde enerji alabilir. Araştırmalar, şekerli içecek tüketiminin obezite riskini artırdığını ve kilo kontrolünü zorlaştırdığını göstermektedir. Fruktozun iştah hormonları üzerindeki etkileri de bu durumu pekiştirir; fruktoz, leptin hormonunu daha az uyarır ve ghrelin baskılanmasını sınırlar, bu da daha sık acıkmaya yol açar.

Dünya Sağlık Örgütü, eklenmiş şeker tüketiminin günlük enerjinin %10'unun altında tutulmasını, ideal olarak %5'te kalmasını önerir. Ancak tek bir büyük boy gazlı içecek bile bu sınırı aşabilir. Çözüm, şekeri tamamen hayatımızdan çıkarmak değil, denge kurmaktır. Daha az işlenmiş besinler tercih etmek, şekerli içecek tüketimini sınırlamak ve tatlı ihtiyacını meyve gibi doğal kaynaklardan karşılamak sürdürülebilir bir yaklaşımdır. Etiket okuma alışkanlığı edinmek de gizli şekerleri fark etmek için önemlidir.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okubilimgenc.tubitak.gov.tr

İlgili haberler