İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Dünya

ABD, Çin'in Pasifik Okyanusu'ndaki stratejik füzeli denizaltı denemesinden endişe duyduğunu açıkladı

An-Nahar (EN)
WhatsApp

Amerika Birleşik Devletleri, Çin'in Pasifik Okyanusu'nda bir denizaltından stratejik bir füze fırlattığı denemenin ardından derin endişelerini dile getirdi. Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan resmi bir açıklamada, Çin'in nükleer cephaneliğini hızlı ve şeffaf olmayan bir şekilde genişletmesinin bölge ve dünya için büyük bir endişe kaynağı olduğu vurgulandı. Açıklamada, ABD'nin nükleer silahların yayılmasının önlenmesi için eşi görülmemiş bir çaba sarf ettiği bir dönemde Pekin'in tam tersi bir yol izlediği belirtilerek duruma dikkat çekildi. Bu gelişme, Washington yönetimini Çin'i silahların kontrol edilmesi ve sınırlandırılmasına yönelik ciddi ve yapıcı tartışmalara katılmaya davet etmeye sevk etti. Böylece uluslararası arenada nükleer silahlanmanın yarattığı jeopolitik gerilim bir kez daha gündemin en üst sıralarına yerleşmiş oldu.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması sözcüsü Wang Xuemeng, yapılan denemenin detaylarına ilişkin kamuya açık bir bilgilendirme yaptı. Sözcünün açıklamalarına göre, stratejik bir nükleer denizaltıdan eğitim amaçlı bir savaş başlığıyla donatılmış füze, başarıyla fırlatıldı ve hedeflenen deniz bölgesine büyük bir isabetle düştü. Çinli yetkililer, bu tür fırlatmaların ülkenin yıllık rutin askeri tatbikatlarının doğal bir parçası olduğunu ve uluslararası protokoller gereği ilgili tüm devletlerin önceden bilgilendirildiğini savundu. Bu açıklamalar, Pekin'in askeri yeteneklerini sergilerken aynı zamanda şeffaflık ve uluslararası hukuka uygunluk iddiasında bulunduğunu gösteriyor. Buna rağmen, denemenin uluslararası sularda gerçekleşmesi ve kullanılan fıze teknolojisi, Batılı güçlerin teyakkuz seviyesini artırmasına neden oldu.

Bu nadir görülen askeri güç gösterisi, Çin'in kısa süre önce Fransız Polinezyası açıklarında gerçekleştirdiği önceki bir another fırlatma deneyimini akıllara getirdi. Çin ordusunun bu tür uzun menzilli denizaltı füzelerini son kırk yıldan fazla bir süredir uluslararası sular üzerinde test etmemiş olması, bu denemenin ne kadar istisnai bir durum olduğunu gözler önüne seriyor. Askeri analistler, söz konusu fırlatmanın denizaltılardan atılabilen gelişmiş JL-3 veya onun önceki versiyonu olan JL-2 füzelerinden biriyle yapılmış olabileceğini öngörüyor. JL-3 modelinin geçtiğimiz aylarda Pekin'de düzenlenen büyük bir askeri geçit töreninde sergilenmesi, Çin'in donanmasındaki teknolojik modernizasyonun boyutunu gözler önüne serdi. Analistlere göre bu tip füzeler, denizaltıların dünya üzerindeki hedeflere çok daha uzak mesafelerden ve gizli bir şekilde vurabilmesine olanak tanıyor.

Öte yandan, Çin'in füze denemesi, stratejik açıdan son derece önemli olan Güney Pasifik bölgesindeki diplomatik ve askeri dengelerle doğrudan örtüşen bir zamanlamada gerçekleşti. Bu denemenin yapıldığı gün, Avustralya ve Fiji arasında bölgesel işbirliğini güçlendiren ve savunma alanındaki ilişkileri derinleştiren önemli bir savunma anlaşması imzalandı. Bu bağlamda, Avustralya'nın başkenti Canberra'nın Çin'in Güney Pasifik'teki artan etkisini dengelemeye ve bölgesel müttefikleriyle bağlarını sıkılaştırmaya çalıştığı dikkat çekiyor. Pekin'in artan askeri gücü ve küresel projeksiyon iddiası, Batılı ülkeleri ve müttefiklerini yeni stratejik ittifaklar aramaya itiyor. Bölgede yaşanan bu tür gelişmeler, Pasifik Okyanusu'nun gelecekteki küresel güç mücadelelerinin merkezi olmaya devam edeceğinin açık bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Nükleer silahların yayılmasının küresel bir endişe kaynağı haline gelmesi, ABD ve Rusya arasındaki tarihi silah kontrol anlaşmalarının da akıbetini gündeme getiriyor. Washington ile Moskova arasında imzalanan ve her iki nükleer süper gücün cephaneliklerini sınırlayan Yeni START Anlaşması'nın sona ermesi, uluslararası toplumda yeni bir silahlanma yarışı başlayabileceği korkularını tetikledi. Şubat ayında Amerika Birleşik Devletleri, Çin'i de kapsayan çok taraflı bir silah kontrol müzakeresi başlatılması çağrısında bulunarak bu bağlamda adım atmaya çalıştı. Ayrıca, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın ekim ayında, diğer ülkelerin eylemlerine karşılık verme gerekçesiyle ABD'nin 1992'den beri yapmadığı nüklear denemeleri yeniden başlatma potansiyeline işaret etmesi, gerilimi daha da tırmandırdı. Bu açık tehditler ve üstü örtülü suçlamalar, dünya çapında nükleer silahların geleceği konusunda ciddi bir belirsizlik ortamı yaratıyor.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okuannahar.com

İlgili haberler