İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Bilim

Harvard'ın 85 Yıllık Mutluluk Araştırması: İyi Bir Hayatın Anahtarı İlişkiler

Science Blog
WhatsApp

Harvard Üniversitesi'nin 1938 yılında başlattığı Yetişkin Gelişimi Çalışması, insan hayatının neyin iyi gittiğini anlamayı amaçlayan devasa bir bilimsel girişimdir. Büyük Buhran döneminde 268 Harvard öğrencisini takip ederek başlayan araştırma, daha sonra Boston'un çeken mahallelerinde büyüyen 456 çocuğu kapsayan Glueck Çalışması ile birleştirilmiştir. Yaklaşık doksan yıllık verinin toplanmasıyla, proje zamanla katılımcıların eşlerini ve ikinci kuşak aile bireylerini de kapsayacak şekilde genişlemiştir. Harvard, bu çalışmayı sağlıklı yaşlanmanın psikososyal belirleyicilerini inceleyen boyuna bir araştırma olarak tanımlamaktadır. Bilim insanları, sadece anlık bir mutluluk anketi değil, insan hayatının on yıllar boyunca nasıl şekillendiğini izleyen derinlemesine bir çalışma yürütmüşlerdir.

Araştırmanın en çok öne çıkan bulgusu, insanların hayatlarını iyi hissetmelerinde yakın ilişkilerin kalitesinin belirleyici olmasıdır. Bilim insanları, paranın, kariyer başarısının, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının veya genetiğin tamamen önemsiz olduğunu iddia etmemektedir. Ancak onlarca yıl süren gözlemlerde, yakın ilişkilerin kalitesi hayatın iyi gitmesi ve sağlıklı yaşlanmanın en net göstergesi olarak sürekli karşımıza çıkmaktadır. 2017'de Harvard Gazette'de yayımlanan bir profilde, yakın ilişkilerin para veya şöhretten çok daha fazla insanı mutlu ettiği vurgulanmıştır. Dahası, bu sosyal bağların uzun ve mutlu bir hayatın öngörücüsü olarak sosyal sınıf, IQ ve hatta genlerden daha güçlü olduğu belirtilmiştir.

Çalışmanın dördüncü yöneticisi olan psikiyatrist Robert Waldinger, ilişkilerin sağlık üzerindeki etkisinin şaşırtıcı boyutunu dile getirmiştir. Araştırmaya göre işin sırrı, sadece arkadaşları olan insanların daha neşeli hissetmesi değildir. Tatmin edici ilişkilere sahip olmak, ilerleyen yıllarda fiziksel sağlık, mental sağlık ve bilişsel yaşlanma üzerinde doğrudan olumlu etkiler yaratmaktadır. Örneğin, 50 yaşındayken ilişkilerinden en yüksek memnuniyeti duyan kişilerin 80 yaşına geldiklerinde en sağlıklı bireyler olduğu gözlemlenmiştir. Waldinger, bu durumu kolesterol seviyeleriyle karşılaştırarak, orta yaş ilişki memnuniyetinin, orta yaş kolesterol seviyesinden daha iyi bir yaşlanma öngörücüsü olduğunu belirtmiştir. Bu durum, sosyal yaşamın, alışageldiğimiz medikal göstergeler kadar ciddiye alınması gereken bir konu olduğunu kanıtlamaktadır.

Araştırmanın en faydalı ama en kolay gözden kaçan kısmı, ilişkide miktar değil kalitenin önemli olmasıdır. Bilim insanları, insanların kalabalık bir sosyal takvimine veya dolu bir telefon rehberine sahip olmasını ölçüt almamaktadır. Önemli olan kavram ilişkinin kalitesidir; çünkü bir insan evliliğinde, ailesinin içinde veya yoğun bir profesyonel ağın kalabalığında bile derin bir yalnızlık hissedebilir. Buna karşılık, daha küçük bir sosyal çevreye sahip biri, etrafındakiler tarafından tanındığını ve zor zamanlarda güvenebileceği insanların olduğunu hissettiği için derin bir destek alabilir. Koruyucu faktör sürekli sosyal etkinliklerle meşgul olmak değil, insanın kendini güvende ve anlaşılmış hissettiği gerçek bağlara sahip olmasıdır.

Elbette tek bir çalışma, ne kadar uzun süreli olursa olsun, insan mutluluğunun tamamını açıklayamaz ve bu araştırmanın yöneticileri de bu konuda son derece titiz davranmaktadır. Waldinger ve Marc Schulz'un kaleme aldığı 'İyi Hayat' adlı kitap, yalnızca Harvard çalışmasına değil, diğer birçok araştırmaya da dayanmaktadır. Zira yoksulluk, hastalık, ayrımcılık veya travma gibi durumlar, sıcak bir arkadaşlığın ortadan kaldıramayacağı ciddi gerçeklerdir; özellikle temel ihtiyaçların karşılanmadığı durumlarda paranın ve güvenliğin önemi tartışılmazdır. Harvard'ın bu çalışması, insanların kariyer, statü ve parayı her şeyin üstünde tutma eğilimine karşı yapılan önemli bir düzeltme olarak anlaşılmalıdır. İnsanların refahını değerlendirirken sosyal ve duygusal hayatı, alışageldiğimiz başarı ölçütlerinin yanında eşit derecede ciddiye alan daha bütüncül bir bakış açısı benimsememiz gerektiğini hatırlatmaktadır.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okuscienceblog.com

Bu olay diğer kaynaklarda · 1

Argentina

İlgili haberler