İçeriğe geç
Ravington
Akışa dön
Sağlık

Sağlıklı ve Dinç Bir Yaşlılık İçin Üç Temel Sütun

Infobae
WhatsApp

Uzun ömürlü yaşam konusu, günümüzde sadece yaşanılan yıl sayısıyla değil, aynı zamanda bu yılların kalitesiyle de ele alınmaya başlanmıştır. Uzmanlar, insan ömrünü ifade eden 'lifespan' kavramına ek olarak, sağlıklı ve iyi fiziksel-kognitif durumda geçirilen süreyi tanımlayan 'healthspan' kavramını sıkça kullanmaktadır. Son dönemde ise yaşlılık döneminin kalitesini artırmayı hedefleyen 'thirdspan' (üçüncü dönem) adı verilen yeni bir kavram ortaya çıkmıştır. Bu yeni yaklaşım, insanların sadece fiziksel olarak değil, duygusal ve sosyal yönden de yaşlılıklarını nasıl şekillendirdiklerine odaklanmaktadır. Gerontologlar ve sağlık profesyonelleri, bu yenilikçi kavramın, modern tıbbın ve toplumsal gelişmelerin getirdiği yeni yaşam standartlarına harika bir tamamlayıcı olduğunu düşünmektedir.

Gerontolog ve liderlik koçu Barbara Waxman'a göre yetişkinlikte sağlığın en büyük belirleyicisi kolesterol seviyeleri veya soğuğa maruz kalmak değil, kişisel ilişkilerin kalitesidir. Waxman, özellikle orta yaş ve sonrasında odak noktasının değişmesi gerektiğini vurgulayarak, amacın yaşam boyu pozitif bir zihniyeti sürdürmek olduğunu belirtmektedir. Güçlü duygusal bağlar kurmak ve hayattan aldığı sevinç duygusunu korumak, bu yeni dönemin en temel yapı taşlarını oluşturmaktadır. Uzmanlar, sağlıklı yaşlanmanın sırrının yalnızca tıbbi müdahalelerde yatmadığını, aynı zamanda bireyin kendi hayatına verdiği anlamla da yakından ilgili olduğunu savunmaktadır. Kişilerin yaşlanma sürecini olumlu bir gelişim fırsatı olarak görmesi, bu kavramın temel felsefesini oluşturmaktadır.

Son on yıllarda temiz suya erişimin artması, antibiyotiklerin kullanımı ve aşılar sayesinde insan yaşam süresi ortalama otuz yıl uzamıştır. Waxman, bu artışın beraberinde çok önemli bir soruyu gündeme getirdiğini belirterek, 'Daha uzun yaşamanın otomatik olarak daha iyi yaşanmış yıllar anlamına geldiğini varsayabilir miyiz?' diye sormaktadır. Uzmanlara göre, uzun ömür şansı yalnızca yüzde yirmi oranında genetiğimizle belirlenmektedir. Geriye kalan yüzde seksenlik devasa bir kısım ise bireyin yaptığı yaşam tarzı tercihlerine ve küresel halk sağlığı alanındaki gelişmelere bağlıdır. Bu oran, bireylerin kendi ellerinde olmayan kalıtsal faktörlerden ziyade, değiştirilebilir ve kontrol edilebilir alışkanlıkların uzun ömür üzerindeki hayati önemini gözler önüne sermektedir.

Büyük çaplı araştırmalar, sosyal ilişkilerin zayıf olmasının ve yalnızlığın ölüm riskini ne denli artırdığını açıkça ortaya koymaktadır. Uzmanlar, istenmeyen yalnızlığın ve düşük sosyal etkileşimin, insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerinin kötü beslenme veya sigara kullanımıyla eşdeğer olduğunu vurgulamaktadır. Iberoamerikan Yaşlanma Bilimleri Enstitüsü direktörü Graciela Zarebski, hayatın akışını belirleyen unsurlar arasında tutum ve davranış faktörünün genellikle en az dikkate alınan, ancak en kritik olanlardan biri olduğuna dikkat çekmektedir. Bireyin yaşlanma sürecine karşı geliştirdiği tutum, onun öz bakım motivasyonunu ve çevresiyle kurduğu ilişkilerin niteliğini doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle, yaşlılık döneminde yalnız kalmamak ve bilişsel yetenekleri diri tutmak için erken yaşlardan itibaren sağlıklı bir 'insan rezervi' oluşturmak büyük bir gerekliliktir.

Hospital Universitario Austral'dan psikolog María Paula Castro, uzun ömür kavramının sadece daha çok yaşamayı değil, bu yılları fiziksel ve mental olarak en iyi şekilde geçirmeyi gerektirdiğini ifade etmektedir. Castro, iyi bir uzun ömür kalitesi için beslenme, yeterli dinlenme, fiziksel aktiflik, ruhsal sağlığın korunması ve sağlıklı sosyal ağların dikkate alınması gereken temel unsurlar olduğunu sözlerine eklemektedir. Bu yaşam tarzı faktörleri derinden birbirleriyle bağlantılıdır; örneğin, bilinçli ve düzenli beslenen, egzersiz yapan bir insanın enerjisi artar ve bu durum günlük yaşamdaki motivasyonunu yükseltir. Dolayısıyla, aktif bir yaşam tarzı sürdürmek, hem bireyin fiziksel kapasitesini korumasına hem de çevresiyle daha kaliteli ilişkiler kurmasına yardımcı olan bir zincirleme etki yaratmaktadır. Sonuç olarak, 'üçüncü dönem' felsefesi, insanoğlunun yalnızca yıllarını doldurmasını değil, o yılları anlam, sevinç ve derin bağlarla donatmasını tavsiye eden bütüncül bir sağlıklı yaşlanma rehberi olarak öne çıkmaktadır.

Bu haber hakkında sor

Yanıtlar yapay zekâ tarafından, yalnızca bu haberin içeriğinden üretilir.

Bu, yapay zekâ tarafından üretilen bir özettir. Haberin tamamı kaynağındadır.

Haberin tamamını kaynağında okuinfobae.com

Bu olay diğer kaynaklarda · 1

us

İlgili haberler